DoğruNo I wouldn’t like. Yanlış- No I don’t like . Would You Like İle İlgili Olumlu Cümleler. Canan would like to swim in the swimming pool (Canan yüzme havuzunda yüzmek istiyor) Ahmet and Ali would like to visit their parents (Ahmet ve Ali ailelerini ziyaret etmek istiyor)
Theycouldn’t finish the race last week. (Geçen hafta yarışmayı bitiremediler.) b) Could, şimdiki veya gelecekteki zayıf bir ihtimal için kullanılabilir. Bu kullanımda anlamı geçmiş zaman değildir. It could be cold tomorrow. (Yarın soğuk olabilir) Our neighbours could visit us this evening. (Komşularımız bu akşam bizi
Im going to paint my bedroom. ( future only) I was going to paint my room, but I didn't have time. can. 1. ability / possibility. I can run fast. I could run fast when I was a child but now I c an't. 2. informal permission. You can use my car tomorrow. 3. informal polite request.
thedark, but we couldn’t figure out who it was. Zaman, uzaklık ve hava durumundan söz ederken: • It’s already past midnight, but we haven’t heard from Mike yet. • It usually takes no more than ten minutes to complete a laser surgery on one eye. • It was very foggy, so the journey took longer than we had planned.
Anybodycould solve this problem, couldn’t they ? İNGİLİZCE KONU TESTLERİ VE CEVAPLARI. İngilizce Konu Anlatımı. Anasayfa; Sınıflar. 2. Sınıf
6 Geçmişte gerçekleşmemiş ya da mümkün olamayan durumları anlatırken could have+past participle kullanılır: The supermarket was closed yesterday. I couldn’t have bought milk. Süpermarket dün kapalıydı. Süt alamazdım./Süt almam olanaksızdı. Patrick was sick all last week. He couldn’t have come to class.
xRXrEGu. Anasayfaİngilizce Konu Anlatımı 4. 5. 6. 7. ve Şu anda yapabildiğimiz işlerden ya da şu anki yeteneklerimizden bahsederken “can” yardımcı fiilini kullanırız. “could” ise “can” yardımcı fiilinin geçmiş halidir. Yani geçmişte yapabildiğimiz şeylerden bahsederken “could” kullanırız. I can run very fast.Ben çok hızlı koşabilirim. I could run very fast when I was young.Ben gençken çok hızlı koşabilirdim. Olumlu cümlelerde “could” aşağıdaki gibi kullanılır. Subject + could + Verb1 I could walk when I was one year old.Ben bir yaşındayken yürüyebilirdim. My grandfather could speak five languages.Büyükbabam beş dil konuşabilirdi.Olumsuz cümlelerde aşağıdaki gibi kullanılır.“can” fiilinin olumsuzu “can’t” ya da “cannot” olarak kullanılır. Geçmiş zamanda bunun yerine “couldn’t” ya da “could not” kullanırız. Yani kısaca, geçmişte yapamadığımız işlerden ya da geçmişteki yetersizliklerimizden bahsetmek için “couldn’t” + couldn’t + Verb1 I couldn’t speak until I was four years old.Ben dört yaşıma kadar konuşamazdım. She couldn’t ride a bike when she was a child.O, çocukken bisiklete binemezdi. In Turkey, women couldn’t wear modern clothes before the adoptation of Civil Law.Türkiye’de kadınlar medeni kanunun kabulunden önce modern kıyafetler giyemezdi. Soru cümlelerinde “could” özneden önce gelir. Could + Subject + Verb1 ? Jim Could you swim when you were a child? Adam No, I couldn’ Could you read and write when you were 6 years old? Heidi Yes, I could. EXAMPLES ÖRNEKLER In 1960, people couldn’t use mobile phones.1960’da, insanlar cep telefonu kullanamazdı. I couldn’t swim when I was a child, but now I can.Ben çocukken yüzemezdim ama şimdi yapabilirim. My father could play football when he was young, but now he can’t.Babam gençken futbol oynayabilirdi ama şimdi yapamaz. Could / Couldn’t Exercises Boşluk Doldurma Soruları Aşağıdaki cümlelerde boş bırakılan yerleri “can - can’t - could - couldn’t” sözcükleri ile tamamlayınız. Boşlukları doldurduktan sonra Kontrol Et butonuna tıklayarak doğru ve yanlışlarınızı öğrenebilirsiniz. 1. I was ill yesterday, so I go to school. 2. My sister is very good at can play the guitar and she sing very well. 3. My mother speak German when she was at high school, but now she has forgotten it. 4. Jack play basketball very well. He is at the school team. 5. My uncle run very fast when he was young, but now he can’t. 6. Most Turkish people read or write before the adoptation of New Turkish Alphabet. 7. My brother drive because he doesn’t have a driving lisence. 8. Julian play the piano when he was only 6 years old. 9. Galatasaray lost the match because they score a goal. 10. you help me with my homework tomorrow?
İngilizce Could Modal Verb İngilizcede Could bir yardımcı fiildir, modal yardımcı fiilidirModal Verb. Could, geçmişte bir şeyin mümkün olup olmadığı ya da birisinin birşeyi yapma becerisinin olup olmadığını anlatırken kullanılır. Rica, istek, izin gibi durumlarda da ingilizcede could kullanılabilir geçmişteki olasılık, ihtimal, kabliyet veya yeteneklerden bahsederken istekte bulunurken İngilizce Could'un Genel Yapısı Özne + Could Modal Verb + esas fiil Özneyardımcı fiilesas fiil +I couldplaytennis. -He could notplaytennis. couldn't? Couldyouplaytennis? Yukarıdaki örnek cümlelerde şunlara dikkat edelim Cümle içinde "Could" da herhangi bir dğeişiklik yok. Esas fiil yalın halde kullanılır. İngilizcede Could'un Kullanımı İngilizce Could Modal Verb Olasılıkların ve yeteneklerin anlatıldığı durumlarda kullanılır My grandfather could speak five languages. Büyük babam 5 dil konuşabilirdi. Alf played well but he couldn't beat Jack. . Alf iyi oynadı ama Jack'i yenemedi. Geçmişteki genel anlamlı yeteneklerden söz ederken olumlu durumlar için could, olumsuz durumlar için de couldn't kullanılır. Eğer belirli bir zamandan bahsediyorsak, olumlu durumlarda be able to, olumsuz durumlarda da couldn't kullanılır. Olumlu Jack was an excellent tennis player. He could beat anybody. Jack harika bir oyuncuydu. Herkesi yenerdi. Herkese karşı genel bir yeteneği vardı. Jack and Alf had a game of tennis yesterday. Alf played very well but in the end Jack was able to beat him. Jack ve Alf dün tenis oynadı. Alf çok iyi oynadı ama sonunda Jack onu yenmeyi başardı. Belirli bir oyun söz konusu. Olumsuz My grandfather couldn't swim. İngilizce Could Modal Verb İstek, rica durumlarında Could, soru cümlelerinde birisinden birşeyi yapmasını istediğimizde kullanılır. Bu kullanım şekli oldukça kibar resmi bir kullanımdır. Could you tell me where the hospital is, please? Hastanenin nerde olduğunu bana söylermisiniz lütfen?
Konuyla ilgili ücretsiz PDF dosyasını indirmek için buraya tıklaman yeterli. 🙂 Geçmişte yaşanan bir olayla ilgili yorum yaparken “past tense modals” denilen bir yapı kullanılır. Bu yapı, “Gitmiş olabilir.”, “Daha iyi hazırlanmalıydım.” veya “Seni arardım ama fırsat bulamadım.” gibi cümleler kurmana yardımcı olur. Peki bu cümleleri nasıl kurabilirsin? Bunun için might, must, would, could, should gibi modal verbleri geçmiş zamanda kullanmalısın. Bu yazıda tüm bu modal verblere değil, would, could ve should modal verblerine odaklanacağız. Paste tense modals için would, could veya should kelimelerinden doğru olanı tercih edip arkasından “have” getirmelisin. Kısaca, “would have”, “could have” ve “should have” kullanmalısın. Eğer would, could ve should kelimeleri ile ilgili bir hatırlatmaya ihtiyaç duyuyorsan, geçmişte bu kelimeleri ve aralarındaki farkları anlattığım bir video yayınladım. Buraya tıklayarak o videoya ulaşabilirsin. Would, could ve should kelimelerini tazeledikten sonra, would have, should have ve could have yapılarını da kolayca anlayıp kullanabilirsin. Have kelimesinin işlevi Have kelimesi, present perfect tense’te olduğu gibi would, could ve should kelimelerine geçmiş zaman anlamı katar. Mesela; I would have called you, but I didn’t have arardım ama vaktim olmadı. I would have called you. – Seni arardım. anlamına gelir. I could have won the race, but my foot was kazanabilirdim ama ayağım acıyordu. I could have won the race. – “Yarışı kazanabilirdim” anlamına gelir. I should have studied çok çalışmalıydım. Bu cümle yapılarında would have, could have ve should haveden sonra fiilin 3. hali gelir. Şimdi 3 kullanıma yakından bakalım. Sonra hepsini birleştirerek bir alıştırma yapacağız. “Would Have” Yapısı “Would have” yapısı ile başlayalım. Bu yapının çok önemli iki işlevi var. İlki, geçmişte gerçekleşmemiş bir olayın yarattığı hayali sonuçları belirtmek. Bunu if conditionals konusundaki “third conditional” olarak da biliyor olabilirsin. Bu yapıda, geçmişte bir şart belirtip o şartın gerçekleşmesi halinde muhtemel bir sonuç belirtiyorduk. Örnek üzerinden daha iyi gösterebilirim. Mesela; If I had studied a lot, I would have passed the çalışsaydım sınavı geçerdim. Burada geçmişte gerçekleşmemiş bir olayla başlıyoruz. “Çok çalışsaydım.” ve bu gerçekleşmemiş olayın yarattığı hayali sonucu belirtiyoruz. I would have passed the test – Sınavı geçerdim. İşte would have yapısının ilk önemli kullanımı bu. If I had left the meeting early, I wouldn’t have been late to the toplantıdan erken çıksaydım, partiye geç kalmazdım. Yine burada hayali bir durumun sonucundan bahsetmiş oluyorum ve bunun için would have yapısını kullandım. I wouldn’t have been so tired if I had slept uyumuş olsaydım o kadar yorgun olmazdım. Yine burada gerçekleşmemiş bir durumun hayali sonucunu belirtiyorum. Bir örneğe daha bakalım; If she had called me, I would have arasaydı bilirdim. Yine gerçekte olmamış bir durumun yaratabileceği sonucu belirtmek için would have ve fiilin 3. halini kullandım. Would have yapısının sık kullanıldığı önemli bir durum daha var. Eğer geçmişte yapmak istediğin ama yapmadığın bir durum varsa bunu yine would have ile belirtebilirsin. Mesela; “Seni arardım ama telefonum bozuktu.” gibi bir cümleyi would have kullanarak kurabilirsin. I would have called you but my phone was broken. I would have called you. burada Seni arardım. demek. Jane would have passed the test, but she was sınavı geçerdi ama hastaydı. Burada Jane’in yapabileceği bir ama yapamadığı bir durumdan bahsederken would have kullandım. Jane would have passed the test – Jane sınavı geçerdi. demek. I would have come earlier, but there was erken gelirdim ama trafik vardı. Burada “I would have come earlier.” “Daha erken gelirdim.” demek. He would have taken me to the airport but his car was in havaalanına götürürdü ama arabası tamirdeydi. Burada da yine “He would have taken me to the airport.”, “Beni havaalanına götürürdü.” demek. “Could Have” Yapısı Dönelim could have yapısına. Could have yapısı birkaç önemli durumda kullanılır. Bu yapı ilk olarak geçmişte bir şeyin mümkün olduğunu ya da bir şey yapma fırsatın olduğunu ama yapmadığını belirtir. Mesela; I could have studied more, but I didn’t want çok ders çalışabilirdim ama canım istemedi. I could have studied more. – “Daha çok çalışabilirdim” anlamına gelir. Burada geçmişte çalışmanın mümkün olduğunu ama çalışmadığını belirmiş oluyorsun. He could have called you but he arayabilirdi ama unuttu. Yine burada da “He could have called you.”, “Seni arayabilirdi.” demek. Called, call fiilinin My 10th birthday could have been my best birthday, but it doğum günüm en iyi doğum günüm olabilirdi ama yağmur yağdı. Yine burada geçmişte mümkün olan ama gerçekleşmeyen bir şeyi belirtmiş oluyorum. “Been” burada “be” yani “olmak” fiilinin Could have yapısının ikinci önemli kullanımına bakalım. Bu yapı geçmişte olan bir olayla ilgili bir tahminde bulunmak için de kullanılır. Mesela “Uyuyakalmış olabilir.” veya “Unutmuş olabilir.” gibi cümleleri yine could have yapısı ile kurarız. He isn’t here right now. He could have fallen anda burada değil. Uyuyakalmış olabilir. Burada geçmişte yaşanmış olduğunu düşündüğüm bir şeyle ilgili tahminde bulunuyorum. Jane isn’t here. She could have forgotten that we have a meeting burada değil. Bugün toplantımız olduğunu unutmuş olabilir. Yine “could have” bu kullanımda geçmişle ilgili bir tahminde bulunmama yardımcı oluyor. Bir örneğe daha bakalım; Something could have şey olmuş olabilir. Could have yapısıyla ilgili bilmen gereken son önemli nokta, olumsuz yapıyı olumsuz olarak kullandığında, geçmişte bir olayın, istesen bile, mümkün olmadığını belirtmiş olursun. Bunu bir örnek üzerinden daha iyi gösterebilirim. Mesela; He couldn’t have taken your almış olamaz. Could have taken yerine “couldn’t have taken” dediğin zaman, cümle olumsuz olur ve geçmişte bir şeyin mümkün olmadığını belirmiş olursun. She couldn’t have known what to yapacağını bilemezdi. Known burada know fiilinin ve cümle geçmişte mümkün olmayan bir şeyi belirtiyor. The meeting couldn’t have been iptal edilmiş olamaz. There was a traffic jam. I couldn’t have arrived sıkışıklığı vardı. Daha erken gelemezdim. “Should Have” Yapısı Son olarak “should have” yapısına bakalım. Bu çok sık kullanılan ve günlük hayatta da sık kullanma ihtiyacı hissedeceğin bir yapı. 2 önemli kullanımı var. İlk kullanımda should have, geçmişte bir şeyin yapılmasının iyi bir fikir olacağını belirtir. Bunu, geçmişle ilgili bir tavsiye vermek gibi düşünebilirsin. Örneğin; I should have gone to the gitmeliydim. Burada, geçmişte yapmış olmayı istediğim bir şey belirtiyorum. I should have studied çok çalışmalıydım. He should have come erken gelmeliydi. The homework should have been daha kolay olmalıydı. Bu yapı ile olumsuz cümle de kurabilirsin. Bu durumda geçmişte yaptığın bir şeyin iyi bir fikir olmadığını ama yine de yaptığını belirmiş olursun. I shouldn’t have called you seni aramamalıydım. He shouldn’t have been late. His customer is angry kalmamalıydı. Müşteri şimdi sinirli. The lesson shouldn’t have ended erken bitmemeliydi. Should have yapısının çok önemli bir kullanımı daha var. Bu yapı, her şeyin planlandığı gibi gittiği durumlarda olması gereken bir şeyi belirtmek için de kullanılır. Diyelim havaalanındayız ve arkadaşımızı bekliyoruz. Uçağı saat inecek. Saatime baktım ve saatin olduğunu gördüm. Bu durumda şöyle diyebilirim The plane should have landed by şu anda inmiş olmalı. Bu da çok yaygın bir kullanım ve genele “by now” ifadesi ile kullanılır. The meeting should have started by başlamış olmalı. Burada, normal şartlar altında toplantının şu anda başlamış olması gerektiğini belirtiyorum. John should have finished the exam by şu anda sınavı bitirmiş olmalı. Bu cümlede de normal şartlar altında John’un sınavını şu anda bitirmiş olması gerektiğini belirtiyorum. The car should have been fixed by şu anda tamir edilmiş olmalı. Yine burada, normal şartlar altında arabanın şu anda tamir edilmiş durumda olması gerektiğini belirtiyorum. ÖZET Şimdi çabucak her şeyi özetleyelim ve sonra kısa bir alıştırma yapalım. Would have yapısı iki şekilde kullanılır. İlki, third conditional olarak bilinen, geçmişte gerçekleşmemiş bir olayın yarattığı hayali sonuçları belirtmek. If I had time, I would have olsaydı, çalışırdım. Burada belli bir şartın gerçekleşmesi durumunda hayali bir sonuç belirttim. İkinci kullanımda ise would have, geçmişte yapmak istediğin ama bir sebepten yapmadığın durumları belirtmek için kullanılır. Mesela; I would have studied, but I was ama hastaydım. Burada da çalışmak istediğimi ama hasta olduğum için yapmadığımı belirtiyorum. Could have ile birlikte fiilin kullandığında, geçmişte bir şeyin mümkün olduğunu veya yapma fırsatının olduğunu ama yapmadığını belirtir. Mesela; I could have studied more, but I didn’ çok ders çalışabilirdim ama yapmadım. I could have studied more. – Daha çok çalışabilirdim. demek. Could have, geçmişte bir olayla ilgili tahminde bulunmak için de kullanılır. He could have studied çok ders çalışabilirdi. Bu yapıyı olumsuz olarak da kullanabilirsin. Bu durumda geçmişte bir olayın mümkün olmadığını belirtmiş olursun. Örneğin; He couldn’t have studied fazla ders çalışamazdı. Son olarak should have kullanımına baktık. Bu özellikle çok yaygın bir yapı. İlk kullanımda geçmişte bir şeyin yapılmasının iyi bir fikir olacağını belirtir. Kısaca, geçmişte yaşanan bir şeyle ilgili bir tavsiye vermiş olursun. He should have studied çok ders çalışmalıydı. Should have’i normal şartlarda gerçekleşmesi gereken bir şeyi belirtmek için de kullanabilirsin. Mesela; The exam starts in 15 minutes. He should have studied by 15 dakika içinde başlıyor. Bu noktada ders çalışmış olmalı. TELAFFUZ PÜF NOKTASI Devam etmeden önce, telaffuzla ilgili de önemli bir noktaya değinmek istiyorum. Özellikle ana dili İngilizce olan insanlar bu yapıları kısaltarak telaffuz edebiliyorlar. Mesela; “I should have called you.” gibi bir cümle sıkça “I should’ve called you.” şeklinde söylenir. Should’ve burada should have anlamına gelir. veya “He would have called.” yerine “He would’ve called.” diyebilirsin Benzer şekilde “I could have been there.” gibi bir cümlenin sıkça “I could’ve been there.” şeklinde telaffuz edildiğini duyabilirsin. Hatta bazı ekstrem durumlarda v sesinin de yutulduğunu görebilirsin. Mesela; “I would’ve called you.” yerine “I woulda called you.” duyabilirsin veya “I shouldn’t have called you.” yerine “I shouldn’ta called you.” duyabilirsin. Böyle kısaltmaları duyduğunda ilk başta korkup anlayamayacağını hissedebilirsin veya neden bu kadar yutulduğunu merak etmiş olabilirsin. Bir tüyo olarak şunu söylemek istiyorum. Eğer bir yapı çok yutuluyorsa veya oldukça vurgusuz telaffuz ediyorsa, bunun sebebi genelde konunun gidişatı ve gramer yapısı olarak başka bir alternatifinin olmaması oluyor. Mesela, “I shouldn’t have called you.” cümlesine tekrar bakalım. Bu cümleyi “I shouldn’ta called you.” olarak söylendiğini düşünelim. Bu ekstrem kısaltmaya rağmen aslında burada ne söylendiği çok belli. Bunu dinlediğinde iki farklı şekilde anlayabilirsin. I shouldn’t of called you. anlayabilirsin. Bu gramer olarak komple yanlış ve mümkün olmayan bir yapı Shouldn’ta dendiğinde bunu sadece shouldn’t olarak algılayabilirsin. Ancak bu da mümkün değil çünkü “should” modal verbı “have” ile kullanılmadığında arkasından fiilinin gelemez. “I shouldn’t called you.” da gramer olarak hatalı. Bu ancak “I shouldn’t call you.” olabilir. Tüm bu olasılıkları elediğinde geriye sadece “I shoulnd’t have called you.” cümlesi kalıyor ve söylenenin bu olduğuna emin olabiliyorsun. Uzun süredir İngilizce konuşan kişiler bunu içsel olarak bildikleri için de böyle yapıları oldukça vurgusuz ve kısaltarak söyleybileceklerini ve buna rağmen anlaşılacaklarını biliyorlar. O yüzden, gelecekte anlaması zor telaffuzlar ve yutulmalarla karşılaştığında korkma. Muhtemelen cümleyi tamamen farklı duysan bile, konu ve gramer olarak duydukların oraya asla uyamayacağı için öyle bir kısaltma var . Bunu farkettiğinde bütün yutulmaları daha rahat anlayabilmeye başlayacaksın 🙂 Ek Örnekler We are getting late. We shouldn’t have sat that kalıyoruz. O kadar uzun oturmamalıydık. The weather couldn’t have been soğuktu. Hava daha kötü olamazdı. I’m very hungry. I should have eaten before I came here. Çok açım. Gelmeden önce bir şeyler yemeliydim. We should have joined you, but we had something important that we needed to do that katılırdık ama o gün yapmamız gereken bir işimiz vardı. Jane could have called you, but she didn’t know your seni arabilirdi ama numaranı bilmiyordu. I hate this book. I shouldn’t have bought kitaptan nefret ediyorum. Onu satın almamalıydım. Evet, harikasın. Artık would have, should have ve could have konularına hakimsin ve sen de böyle cümleler kurabilirsin. Okuduğun için teşekkür ederim ve görüşürüz 🙂
Could geçmiş zaman için kullanılmaz. Rica, öneri, izin’ gibi anlamlarda geniş, şimdiki ve gelecek zamanda da kullanılır. 1. Rica, izin Could I speak to the manager, please? Müdürle konuşabilir miyim lütfen? 2. Olasılık You could be right, I suppose. Bence haklı olabilirsin. The discovery of the drug could be an important step in our fight against cancer. İlacın bulunması, kanserle mücadelemizde önemli bir adım olabilir. 3. Öneri We could go for a drink after work tomorrow, if you like. İstersen yarın işten sonra iki tek atmaya gidebiliriz. 4. Geçmişte yetenek Bu kullanım, geçmişte geniş bir zaman diliminde geçerli olan genel yetenekler’ için kullanılır My father could speak four languages. Babam dört dil konuşabiliyordu. When I was younger, I could stay up all night and not get tired, but I can’t do it now. Gençken bütün gece uyumaz ve de hiç yorulmazdım, ama artık öyle yapamıyorum. Ancak geçmişte tek bir durumdan söz edilen olumlu cümlelerde could yerine was/were able to, managed to ya da succeeded in kullanılır. Olumsuz cümlelerde, her iki anlamda da couldn’t kullanılabilir The car’s brakes failed and the driver managed to avoid ploughing into a group of children at the bottom of the hill. Arabanın frenleri patladı ve sürücü, yokuşun aşağısındaki çocukları ezmekten son anda kurtuldu. I managed to get 20 % off the price. Fiyatı % 20 indirtebildim/% 20 indirimli alabildim. Well done, Richard, with a single remark you succeeded in offending just about everybody in the room! Bravo Richard, tek bir sözle odadaki hemen herkesi gücendirmeyi başardın! Bu kural, see, hear, taste, feel, smell, understand, remember, guess fiillerinde geçerli değildir. Yani bu fiiller, could ile her iki anlamda da kullanılabilirler I could understand everything the boss said. Patronun dediği her şeyi anlayabildim. 5. Dolaylı anlatımda reported speech can yerine He says he can drive. = He said he could drive. Araba kullanabildiğini söylüyor. = Araba kullanabildiğini söyledi. 6. Geçmişte gerçekleşmemiş ya da mümkün olamayan durumları anlatırken could have+past participle kullanılır The supermarket was closed yesterday. I couldn’t have bought milk. Süpermarket dün kapalıydı. Süt alamazdım./Süt almam olanaksızdı. Patrick was sick all last week. He couldn’t have come to class. Patrick geçtiğimiz hafta boyunca hastaydı. Derse gelemezdi. Bu yapı, kişileri bir şey yapmadıkları için eleştirmekte de kullanılır You could have helped me__why did you just sit and watch? Bana yardım edebilirdin__niye sadece oturup seyrettin? Ayrıca, olmayacağını baştan kabullendiğimiz durumlarda da kullanılır I couldn’t have won, so I didn’t go in for the flower-arranging competition. Kazanamazdım, bu yüzden de çiçek düzenleme yarışmasına katılmadım.
COULD / COULDN'T KONU ANLATIMI Could, “can” modal kelimesinin geçmiş zaman şeklidir. * Geçmişteki yeteneklerden söz ederken olumlu durumlar için could, olumsuz durumlar için de couldn't kullanılır. - Could you climb a tree when you were child? Çocukken ağaca tırmanabilir miydin? - I could climb a tree when I was child. Çocukken ağaca tırmanabilirdim. - I couldn't climb a tree when I was child. Çocukken ağaca tırmanamazdım. * Rica ve izin isteme durumunda kullanılır. - Could I smoke? Sigara içebilir miyim? - Could you please open the window? Lütfen pencereyi açar mısınız? - Could I have another coffee? Bir kahve daha alabilir miyim? - Could you tell me where the pharmacy is, please? Eczanenin nerede olduğunu söyleyebilir misiniz, lütfen? * Olasılık ve ihtimal ve teklif anlamında kullanılabilir. - It could rain tonight. Yarın yağmur yağabilir. - The telephone is ringing. Who could it be? It could be my mom. Telefon çalıyor. Kim olabilir? Annem olabilir. * Öneri ve teklif anlamında kullanılabilir. -We could go to the cinema. Sinemaya gidebiliriz. - I could bring you a cup of coffee. Sana bir fincan kahve getirebilirim. * See, hear, understand gibi duyu fiilleriyle could kullanılır. - It was dark outside but I could see her. Dışarıda karanlıktı ama onu görebiliyordum. - I couldn't hear the music because there was too much noise. Çok fazla gürültü olduğu için müziği duyamadım. Popular Posts İngilizce tarih sormak - What day is today? Bugün günlerden ne? - It is Friday. Cuma - What day is it tomorrow? Yarın günlerden ne? - It is Saturday. Cumartesi - What is the date today? / What is today’s date? Bugünün tarihi ne? - Today is the second. / It is the second. Bugün ayın ikisi. * The ve sayının onun ardından gelmesi, ingilizcede tarih ifadelerinin bir kalıbıdır. - When is your birthday? Doğum günün ne zaman? - It is on the 14th of March. / It is on March the 14th. 14 Mart'ta. İngilizce tarih yazımı ★ Tarih yazımında Amerikan ingilizcesi ile İngiliz ingilizcesi arasında farklar bulunur. ⋆ İngiliz ingilizcesinde tarih formatı DD / MM / YYYY = GÜN / AY / YIL ⋆ Amerikan ingilizcesinde tarih formatı MM / DD / YYYY = AY / GÜN / YIL 5 August 2011 - the fifth of August, 2011 ▸ 5th August 2011 - August the fifth, 2011 ▸ August 5th, 2011 8 May 2012 - the eighth of May, 2012 ▸ 8th May 2012 - May the eighth, 2012 ▸ as -dığı için , -dan dolayı since -dığı için, edeli, olalı because çünkü, dolayı, yüzünden now that -dığından, madem due to yüzünden, sayesinde, ötürü, dolayı owing to yüzünden, sayesinde, ötürü, dolayı because of yüzünden, sayesinde, ötürü, dolayı thanks to sayesinde as a result of sonuç olarak therefore onun için, bu nedenle, bu yüzden so bu yüzden, diye, yani, dolayısıyla concequently bu nedenle, sonuç olarak thus böylece, bu nedenle * As, since ve because bir şeyin nedeninden söz ederken kullanılır. “-den dolayı, ... yüzünden” anlamlarına gelirler. Eğer sözü edilen neden, söyleyen ve dinleyen tarafından biliniyorsa ya da bu neden cümlenin en önemli parçası değilse as ve since kullanılır. As ve since ile başlayan cümlecikler çoğunlukla cümlenin başına gelir. Because ise sözü edilen nedene daha çok vurgu yapar ve dinleyicinin bilmediği yeni fikirleri ifade eder. - As I was tired, I went to bed early. Yorgun olduğum için erkenden Must, İngilizce’de fiile “meli, malı” eki veren bir modaldır. Zorunluluk , yükümlülük bildiren cümleler kurmak için kullanılır. Must’ın geçmiş zaman kullanımı yoktur. Must; Have to ve Should ile anlam bakımından benzerlik gösterir. Kişinin kendinden kaynaklanan veya kendi fikrini içeren zorunluluklar ifade edilirken "must" kullanılır. D ı ş etkenlere bağlı olarak dışarıdan kaynaklanan zorunluluklar için ise " have to" kullanılır. " Must ve have to" çoğu zaman birbirinin yerlerine kullanılabilirler. " Should" ise bir şeyi yapmanın iyi olacağını ifade eder, yani tavsiyede bulunur. Must > Yapmalıyım. Have to > Yapmak zorundayım. Should > Yapsam iyi olur. Olumlu Cümleler Özne + Yardımcı Fiil must + Fiil - I must go to bed early. Erken yatmalıyım. - You must study lesson. Ders çalışmalısın. - We must be quiet. Sessiz olmalıyız. - You must show your passport. Pasaportunu göstermelisin. - He must study less Have to Dışarıdan gelen kurallara uyma zorunluluğu bildirir. Olumlu Cümleler Cümlede öznelerimiz I, you, we, they olursa "have to", he, she, it olursa has to kullanılır. - I have to wear a suit at work. İşyerinde takım elbise giymem gerekiyor. - You have to be silent in the hospital. Hastanede sessiz olmalısınız. - He has to work seven days. Yedi gün çalışmak zorunda. - My father has to go to work on weekdays. Babamın hafta içi işe gitmesi gerekiyor. - We have to stay at the hotel tonight. Bu gece otelde kalmak zorundayız. Olumsuz Cümleler Yapmak zorunda değilim anlamında; I, you, we, they ile "don't have to", he, she, it ile "doesn't have to" kullanılır. - I don't have to wear a suit at work. İşyerinde takım elbise giymek zorunda değilim. - I don't have to call you. Seni aramak zorunda değilim. - We don’t have to get up early. Erken kalkmak zorunda değiliz - My father doesn't have to go to İngilizce yer edatları isimlerden önce kullanılan ve kullanıldığı ismi dolaylı tümlece çeviren kelimelerdir. in içinde, -de, -da * Genel anlamıyla, çevresi çoğu kez üstü de kapalı bir ortamın içinde demektir. - It is in the box. Kutunun içinde. - There is some water in the glass. Bardağın içinde biraz su var. - It is in the house. Evde. - I am in the kitchen. Mutfaktayım. - They are in the classroom. Sınıftalar. - The dog is in the garden. Köpek bahçede. - We are in the sea. Denizdeyiz. - Linda is in the car. Linda arabada. - I am in the helicopter. Helikopterdeyim. * Kıtalar, ülkeler, eyaletler, şehir vb. ile kullanılırken yer belirtir. - We are in Turkey. Türkiyedeyiz. - I am in İstanbul. İstanbul'dayım. * Hal ve durum göstermede kullanılabilir. - We are in trouble. Başımız belada. * Diğer in bed, in the newspaper, in the book, in the picture, in the sky, in the street etc. on üzerinde, de, -da * Üzerinde üstünde anlamınd
could ve couldn t konu anlatımı