Mezopotamya Mitolojisi. by. Jean Bottéro, Samuel Noah Kramer, Alp Tümertekin (Translator) 4.50 · Rating details · 34 ratings · 5 reviews. Mezopotamya Mitolojisi’ nin yazarları Jean Bottéro ve Samuel Noah Kramer Antik Yakın Doğu uygarlıkları söz konusu olduğunda ilk akla gelen uzmanlardır. Dünyaca ünlü iki yazar, bilinen en MEZOPOTAMYAUYGARLIKLARI Güneydoğu Anadolu'dan başlayarak, Basra Körfezine kadar uzanan, Dicle ve Fırat nehirleri arasındaki bölgeye Mezopotamya denir. Mezopotamya Verimli topraklara sahip olması, iklim şartlarının uygun olması gibi nedenlerden dolayı sık sık istila ve göçlere sahne olmuş, insanlar arasındaki kültür Sümerler (M.Ö. 4. bin-M.Ö. 3. bin): * Ari kavminden olup Orta Asya’dan geldikleri muhtemel olan Sümerler Mezopotamya’ya gelerek Umma, Kaş, Ur, Uruk, Kiş, Erudu, Lagaş gibi şehir devletleri kurmuşlardır. * Şehir devletlerinden biri diğerlerine üstünlük sağlayarak tek bir krallık durumuna gelmişlerdir. * Sümerlerden başka 5. Sınıf Sosyal Bilgiler Anadolu Uygarlıkları Çalışma Kağıdı anadolu uygarlıkları Bölüm: 5. Sınıf Adım Adım Türkiye Gönderen: gülbahçem2 Tarih: 07 Şubat 2018 Boyut: 1.234 Mb İndirme: 18.533 Teşekkür: 9 TYTTarih Uygarlığın Doğuşu ve İlk Uygarlıklar. Tarih bilimi açısından uygarlığın doğuşu kritik bir noktadır. Çünkü tarih toplumları incelerken uygarlık temelinde izler. Yazının bulunması, belli oranda bir düzenin olması uygarlıkları takip etmek açısından çok önemlidir. Bu nedenle özet olarak ilk uygarlıkları Geceve gündüz 12’şer saatten ibaretti. mezopotamya uygarlıkları. Çok tanrılı dinlere inandılar. Ekonomik yaşamın temeli tarıma dayanır. Sümer ordusu atlı ve yaya birliklerinden oluşuyordu. Savaş arabaları ilk kez Sümerler’de kullanılmıştır. Gümüşü, para yerine senet kullanarak ticareti geliştirdiler. DrW7. 09/11/2014 İnsanlığın İlk Dönemleri Ünitesi 6,599 Görünümler MEZOPOTAMYA Mezopotamya’nın Genel Özellikleri Mezopotamya kelimesi Yunanca Mezos ve Potamos’dan oluşmuştur. Mezos orta, Potamos’da ırmak demektir. Mezopotamya’nın kuzeyine yukarı, güneyine aşağı denilmiştir. Yukarı ve aşağı Mezopotamya tabirleri nehirlerin akış yönüne göre verilmiştir. Mezopotamya’da doğal savunma sınırları bulunmadığından bir çok istilalara uğramış ve buradaki halk değişkenlik arz etmiştir. UYARI Doğal savunma sınırları; dağ, deniz ve çöllerden oluşmaktadır. Mezopotamya’da taş az bulunduğundan buradaki binalar kerpiçten yapılmıştır. Mezopotamya’dan günümüze kadar yapıların ulaşmamış olmasının nedeni de budur. 1. SÜMERLER MÖ 4000-3000/2350 Sümerler, Orta Asya’dan Mezopotamya’ya MÖ 4000 yıllarında göç etmişlerdir. Asya kökenli bir kavimdir. Mezopotamya’da şehir devletleri şeklinde örgütlendiler. Önemli şehir devletleri; Ur,Uruk, Lagaş, Kiş ve Nippur’dur. Şehir devletinin başında Patesi adı verilen Rahip-Kırallar bulunurdu. Rahip krallar; dini, askeri, yargı ve yönetim ile ilgili görevleri bulunuyordu. Dünya tarihinde ilk kanun ve reform Sümerler tarafından yapıldı. İlk reformcu ve kanun yapıcı kişi Lagaş kralı Urgakina’dır. Dünyada ilk yazı olan çivi yazısını buldular. Ay yılına dayalı takvimi buldular Tekerliği keşfettiler Onlu ve altılık sayı sistemlerini, aritmetik ve geometriyle ilgili bazı hesaplarını, ikinci ve üçüncü dereceli denklemleri, dairenin 360 dereceye bölümünü buldular. Sümerler çok tanrılı bir inanışa sahiptirler. Tapınaklarına Ziggurat denilmektedir. Zigguratlar aynı zamanda bir gözlem evi niteliğinde kullanılmaktadır. Astronomi, gezegenlerin hareketlerini, büyü, falcılık, astroloji ve burçlarla ilgili ilk çalışmalar yaptılar. Destanı; Gılgamış, Tufan ve Yaranılış manzumeleridir. Sütün, kubbe ve kemer usulünü buldular. Önemli sanat eserleri de; Gudea heykelleri ve Akbabalar Steli’dir. Halk; hür, korunanlar ve köleler olmak üzere üçe ayrılmaktadır. Sümer yasalar, insancıl olup fidye esasına dayanmaktadır. Sümerlerde kozmik tanrılarda bulunmaktadır. Bunlar; güneş, hava ve benzeri… Orduları da piyade ve arabalı olmak üzere ikiye ayrılmaktadır. Akad kralı l. Sargon tarafından yıkıldı. 2- Akadlar MÖ 2350-2150 Sami asıllı bir kavim olup, MÖ 4000. Yılında Arabistan yarımadasından çıkıp Mezopotamya’ya geldiler. Sümerlerin kültürünü benimsediler. Kurucusu; l. Sargon’dur. Başkenti; Bağdat yakınlarındaki Akad şehridir. Özellikleri; Mezopotamya’nın ilk siyasal birliğini sağlamıştır. Tarihte bilinen ilk büyük İmparatorluğunu kurdular. Tanrı-Kral anlayışını getirdiler. Mezopotamya’nın tümünü alarak Doğu Anadolu bölgesine kadar genişlediler İlk düzenli orduyu oluşturdular. Çok tanrılı bir inanışa sahiptirler. Eserleri; Naramsin Kabartmasıdır. MÖ 2150 yılında Guti’ler tarafından yıkıldılar. 3- Babiller Amurular MÖ 2000-539 batı kolundandırlar. Merkezleri, Fırat kıyısında bulunan Babil şehridir. Babil devletinin siyasi tarihi ikiye ayrılmaktadır. Eski Babil 1830-1531 Yeni Babil 625-539 Eski Babil devletinin en önemli hükümdarı Hammurabi’dir. Hammurabi’nin en önemli özelliği kanun yapıcı olmasıdır. Hammurabi; tanrı-kral anlayışı yerine hayırsever hükümdar kavramını getirmiştir. Hammurabi yasaları; oldukça serttir. Kısasa kısas esaslarına dayanmakta, bedensel cezalar öngörmektedir. Eski babil devletini Hititler yıktılar. MÖ 1531 İkinci Babil devleti döneminde; Babillerle Medler birleşerek Asurları yıktılar. Kudüs’u alarak Yahudilerin Yuda devletine son verdiler. 538 İkinci Babil devletine de Persler son vermiştir. Babiller’in en önemli eserleri; Babil asma bahçesi ve Babil kulisidir. Heykelcilik ve Kabartmacılık gelişmiştir. Önemli eserleri; Hammurabi başı ve Hammurabi yasaları setlidir. 4- Asurlar MÖ 2000-612 Başkenti Ninova’dır. İlk kara koloniciliğini yapan devlettir. Anadolu’da koloniler kurdular. En önemli kolonileri Kayseri yakınlarındaki Kültepe’dir. Burada Karum adlı ticaret merkezleri bulunmaktadır. Anadolu ile ticaret yaptıklarından, Anadolu’ya Asurlu tüccarlar yazıyı getirdiler. Böylece Anadolu’nun tarihi devirleri başladı. İsrail devletini yıkarak buradaki Yahudileri sürdüler. İlk defa atlı birlikler kurdular. İlk kütüphaneyi kurdular. İlk sömürgeci devlettir. Kaya oymacılığında ileri gittiler. Nemrut dağı heykelleri bunlara aittir. Asur kanunları, Hammurabi yasalarından daha şiddetlidir. Med ve Babil ittifakı sonucu yıkıldı. Elamlar MÖ 3000-750 Güneydoğu Mezopotamya’ya verilen isimdir. Başkentleri Sus’tur. Mezopotamya’nın en zayıf devletidir. Asur kralı Asurbanipal tarafından yıkılmıştır. Güzel sanatlar ve süsleme alanında büyük gelişme göstermiştir. Tarımla ilgilenmişlerdir Mezopotamya Uygarlıkları Kısaca, Mezopotamya uygarlıklarının, Anadolu uygarlıkları ile yakından ilişkisi vardır. Mezopotamya, Dicle ve Fırat ırmaklarının arasında, kuzeyde Toroslardan, güneyde Basra Körfezi’ne kadar uzanan bölgedir. Dicle ve Fırat ırmakları tarafından sulanan bereketli topraklarda geçmişte çeşitli devletler kurulmuştu. Bunların en önemlileri Sümerler, Babilliler ve Asurlulardır. Sümerler Mezopotamya, da ilk şehir devletlerini kurmuşlardır. MÖ 3500 başlarında kurulan Ur Uruk, Lagaş ve Eridu gibi siteler kentler bu devletlerden bazılarıdır. Bu kentler arasında ekonomik ve siyasal nedenlerle sık sık savaşlar yapılmıştır. 2000 yıllarında yıkılmışlardır. Sümerler, yerleştikleri yerlere sulama sistemi, kanallar ve barajlar yaptılar ve sulamaya dayalı bir tarım geliştirdiler. Tarihte ilk kez çivi yazısını kullanarak insanlığa ve bilimin gelişmesine büyük bir hizmette bulunmuşlardır. Babilliler 2000 yılında Mezopotamya’da çok büyük ve çok teşkilatlı bir devlet kurdular. En büyük kralı Hammurabi’dir. Hammurabi, Mezopotamya’da siyasi birlik kurmayı başarmış, zaptettiği şehirlere iyi yetişmiş valiler göndererek iyi bir yönetici olduğunu göstermiştir. “Hammurabi Kanunları” ile kanun yapıcı olarak ün salmıştır. Asurlular Daha çok tüccar bir kavim görünümündedir. Asurluların MÖ 1900-1700 yılları arasında Anadolu’da pek çok pazar yeri kurduğu bilinir. Anadolu’ya çivi yazısını getirenler Asurlu tüccarlar olmuştur. Âsurlular 61 2 yılında yıkılmıştır. Sümerlerde siteler, rahip krallarca yönetilirdi. Babil ve Asurlularda ise yönetimin başında, aynı zamanda en yüksek rahip görevine de sahip olan kral bulunurdu. Mezopotamya dinleri çok tanrılı bir inanca sahipti. Bu tanrılar için irili ufaklı tapınaklar yapılmıştı. Mezopotamya devletleri çivi yazısı kullanıyordu. Gılgamış Destanı o dönemin en ünlü destanıdır. Hammurabi Kanunları, Mezopotamya’da yaratılan tarihin en eski ve en iyi korunmuş yazılı kanunlarındandır. Bu kanunlar, bütün çevre devletleri üzerinde etkili olmuştur. Sümerler zaman ölçmeyi öğrenmişler, bir saati 60 dakikaya, dakikayı da 60 saniyeye bölmüşlerdir. Geceyle gündüzü ikişer saate, haftayı 7 güne, yılı ise 12 aya ayırmışlardır. Astronomideki temeli Mezopotamyalılar atmıştır. MEZOPOTAMYA UYGARLIKLARI Mezopotamya Mezopotamyaİlkçağda Anadolunun güneydoğusundan Basra Körfezine kadar uzanan Dicle Fırat nehirleri arasında kalan bölgeye topraklara ve yaşamaya uygun iklime sahip olması nedeniyle bir çok topluluk buraya yerleşmiştir. Başhca Mezopotamya Uygarlıkları Babilliler, Asurlular, Sümerler, Akadlar ve Elamlılardır SÜMERLER Ø Sümerler MÖ 3500 yıllarında Mezopotamyaya yerleşmişler şehir devletleri halinde Akadların hakimiyeti altına girmişler daha sonra Elamlılar Tarafından yıkılmışlardır. MÖ 1500 Özellikleri Ø Sümerler mezopamya uygarlıklarının kurucusudurlar. Ø Tarhte ilk kez yazıyı Ø Tarih çağları başlamıştır. Ø Bilgi birikimi ve aktarımı kolaylaşmıştır. Ø Eğitim ve öğretim faaliyetleri kolaylaşmıştır. Ø Tarihte bilinen ilk yazılı kanunlar Sümerler tarafından yapılmıştır. Ø Sümerler matematik ve Astronomide ileri gitmişler ayın hareketlerine takvim yapmışlardır. ASURLULAR Ø Yukarı Mezopotamyanın Fırat ve Dicle nehirleri çevresi ile Anadolunun güneyi İran bölgesinde Yukarı Mezopotamya’da kurulmuşlardır Ø Kral yolu üzerinden Anadolu ile ticaret yaptılar . Ø Kurdukları ticaret kolonileri ile Anadoluya Sümerlerden öğrendikleri çivi yazısını Anadolunun Tarih çağlarına girmesini sağladılar. Ø Başkentleri Ninova’dır. Ø Ticaretle uğraşmışlar, Ø İlk kütüphaneyi ve arşivi yaptılar. Ø Dinleri çok tanrılı idi. Ø Geliştirdikleri ağırlık ve uzunluk ölçülerini daha sonra Yunanlılar ve Romalılar kullanmışlardır. NOT Koloni Bir devletin kendi ülkesinin sınırları dışında egemenlik kurarak yönettiği ekonomik veya siyasal çıkarlar sağladığı ülke, sömürülen ülke. BABİLLİLER Ø Babil krallığı Arabistandan Mezopotamyaya gelen Amurrular tarafından kuruldu Ø Merkeziyetçi bir krallıkla yönetilmişlerdir. Ø En güçlü dönemlerini Hammurabi döneminde eski kanunlardan yararlanarak Hammurabi Kanunlarını oluşturmuştur Ø En tanınmış hükümdarı Hammurabi’dir. Çok sert kanunlar yapmıştır. Ø Dinleri çok tanrılı idi. Tapınaklarına Ziggurat denirdi. Ø Astronomi ile ilgilenmişler, güneş ve ay tutulmalarını kaydetmişlerdir. Sümerlerden etkilenmişler, bir çok alanda onları geçmişlerdir. Ø Babilin asma bahçeleri meşhurdur. Babil Kulesi Benzer Yazılar sosyal bilgiler mezopotamya uygarlığı doğru yanlış ve boşluk doldurma çalışma kağıdı 2018-2019 adlı dosya sitemizin Etkinlik ve Testler kategorisinde yer almaktadır. Bu kategoride Sosyal Bilgiler Mezopotamya Uygarlığı Doğru Yanlış ve Boşluk Doldurma Çalışma Kağıdı 2018 - 2019 - dosyasına benzer başka dosya ve dokümanlar dabulabilirsiniz. Bu kategori de ilkokul ve ortaokul dosya ve dokümanlarına indirmek için aşağıdaki hemen indir bağlantısına tıklamanız yeterlidir. Bu dosya Onur Yektin tarafından Sınıf Öğretmeniyiz Biz sitesine tarihinde yüklenmiştir. Bugüne kadar toplam 51 kere indirilmiştir Mezopotamya Ortadoğu’da, Dicle ve Fırat nehirleri arasında kalan bölgeye verilen addır. Mezopotamya’nın yaşadığımız coğrafyada şu andaki yerini belirtmek gerekirse Irak, Kuzeydoğu Suriye, Güneydoğu Anadolu ve Güneybatı İran topraklarından oluşmaktadır. Büyük bir bölümü bugünkü Irak’ın sınırlarının içinde kalan Mezopotamya, tarihte birçok medeniyetin doğduğu ve asırlar boyunca kavimlerin uğruna kan döktüğü bereketli topraklara sahip bir bölgedir. Mezopotamya’nın Coğrafi Konumu ve Özellikleri Şattü-l Arap Mezopotamya olarak ismi geçen bölge, Fırat ve Dicle nehirleri arasında yer alır. Bu sebeple Mezopotamya tanımı daha çok toprakları bu iki nehir arasında kalan yerleşim yerleri için kullanılmaktadır. Güneydoğu Toroslardaki kar ve yağmur sularıyla kabaran Dicle ve Fırat Nehri, Bağdat yakınlarındaki Kurna şehrinde birleşirler. Bu nehirler birleştikten sonra “Şattü-l Arap” ismini alır ve sonra Basra Körfezi’nden denize dökülür. Mezopotamya ve Tarihi Mezopotamya Haritası Mezopotamya bölgesi, medeniyetlerin doğuşuna ve çöküşüne tanıklık ettiği için medeniyetlerin beşiği olarak ifade edilir. Bereketli toprakları ve uygun iklim şartları nedeniyle çok eski zamanlardan beri yerleşime sahne olmuş ve asırlarca istilaya uğramıştır. Bilinen ilk okur-yazar toplulukların yaşadığı bu bölgede birçok medeniyet gelişmiştir. Mezopotamya; Sümer, Babil, Asur, Akad ve Elam gibi çok eski tarihlere dayanan medeniyetlere ev sahipliği yapmış ve dünya kültür medeniyetinin başlangıç noktası olmuştur. Özellikle farklı coğrafyalardan bölgeye yapılan göçler, siyasi iktidarsızlık yaratmış fakat buna rağmen bölgenin kültürel mirasını da bir o kadar arttırmıştır. Dünyanın en köklü medeniyetleri olan ve dünya mirasının ilklerini oluşturan Sümerler, Akadlar, Babiller, Asurlular gibi büyük medeniyetler Mezopotamya toprakları üzerinde hüküm sürümüşlerdir. Dünya üzerinde son buzul çağı hüküm sürerken insanlar özellikle buzların erimeye başladığı ve ılıman iklime sahip olan daha güney bölgelere inmeye başlamışlardır. Bu göçler esnasında Mezopotamya’da yerleşim yerleri kuran insanlar zamanla Buz Devri’nin bitmesiyle kuru tarıma başlamışlardır. Güneydoğu Anadolu’da Çayönü Diyarbakır-Türkiye ve Göbekli Tepe Şanlıurfa-Türkiye gibi yerleşim yerleri Neolitik dönemde Mezopotamya’daki göze çarpan başlıca yerleşim bölgeleridir. Adı geçen bu yerleşim yerleri özellikle medeniyetlerin yaşam tarzları ve kullanılan araç ve gereçlerin teknolojik ilerlemesini takip edilebilmesi açısından da oldukça önemlidirler. Mezopotamya’da Kurulan Medeniyetler Sümerler 1. Sümerler Büyük medeniyetlerin ve dünya kültür mirasının temellerini atan Sümerler, tarih sahnesine diğer medeniyetlere nazaran daha erken çıkmıştır. 4000 yıllarından itibaren başlayan tarihi ile Sümerler; yazı, dil, tıp, astronomi, matematik gibi pozitif öğretilerin yanı sıra din, fal, büyü ve mitoloji gibi alanlarda da diğer medeniyetlere örnek olmuşlardır. Sümerler döneminde Mezopotamya'da 18 tanesi büyük olmak üzere yaklaşık 35 şehir ve kasaba var olduğu bilinmektedir. Bunlara; Kiş, Nippur, Zabalam, Umma, Lagaş, Eridu, Uruk ve Ur örnek verilebilir. İlk olarak Uruk Kralı Lugalzagizi aşağı Mezopotamya’daki kent devletlerini bir yönetim altında toplamıştır Sümerlere Elamlar son vermiş 2000 yıllarının başları ve böylece Mezopotamya’da Akadların devri başlamıştır. Akadlar 2. Akadlar Sümerlerin zayıflamasından sonra güçlenen Akadlar, Sami kökenli savaşçı bir topluluktur. Sümerlerden sonra Mezopotamya’nın hükümdarlığını ele geçiren bu topluluk, Mezopotamya’daki medeni gelişimin öncülüğünü yapmıştır. Savaşçı bir topluluk olan Akadlar, ilerleyen tarihlerde çıkacak olan Sami kökenli Asur ve Babil halklarına da öncülük etmişlerdir. Çok tanrılı bir inanca sahip olan Akadlar zafer anıtını inşa eden topluluk olmuştur. Akadlar, Sümerlerin aksine merkezi otoriteye önem vermiş ve Mezopotamya’yı tek bir merkezden yönetme planları kurmuşlardır. Akad hanedanının kurucucu Sargon ailesidir. Agade isimli bir başkent kuran Sargon tarihi kayıtlara göre 34 savaş yapmıştır. Yinede Sargon ile ilgili anlatılan ve eldeki bulgular daha çok mitolojik ve efsane niteliğindedir. Sargon’un torunu olan Akad Kralı Naram-Sin de dedesinin yolundan giderek birçok sefer yapmıştır. Fakat bölgedeki güç dengelerinin değişmesiyle Akadlar bu dönemde düşüşe geçmişlerdir. Kısa bir süre içinde Zagros Dağları’ndan inen ve Akad ülkesini işgale başlayan Gutiler ile yönetim zayıflamış ve 2100 yıllarında tekrar Sümerler tarafından yıkılmışlardır. Babiller 3. Babiller Sami kökenli bir topluluk olan Babiller Amurrular tarafından kurulmuştur. Devletin kurucusu Sumu-Abum’dur. Özellikle devletin başına geçen 5. Kral Hammurabi ile Babiller diğer kavimlere egemenlik kurmuşlardır. Hititlerin çekilmesinden sonra Babil ülkesi Asurluların egemenliğine girmiştir. Medlerle birleşen Babiller 626 yılında Asur devletini yenerek tekrar bağımsız olmuş ve II. Babil Krallığı’nı kurmuşlardır. Kurulan II. Babil devletine ise Persler son vermiştir. Sümerlerin etkisinde bir medeniyet kuran Babiller, ziggurat denen çok katlı tapınakları inşa etmişlerdir. Bu yapıların üst katı rasathane gözlemevi, alt katını ise ürünlerin depo edildiği kiler olarak kullanmışlardır. Mimari açıdan Mezopotamya’nın en gelişmiş medeniyeti Babiller olmuşlardır. Asurlular 4. Asurlular 2100 yıllarında Arabistan’dan gelerek Mezopotamya'ya yerleşen Asurlular Sami kökenli bir kavimdir. Fakat zamanla içlerine Sümerlilere benzeyen Hurriler de karışmıştır. Bu devlet adını kuruldukları Asur şehrinden almıştır. Başkenti Dicle kıyısında kurulan Ninova şehridir. Asurlular 1960 yıllarından sonra Anadolu’da pek çok ticaret kolonisi kurmuşlardır. Anadolu’ya yazının gelmesi Asurlu tüccarların sayesinde olmuştur. Hititlerin akınları ile zayıflayan bu kavim en parlak dönemlerini Asurbanipal zamanında yaşamışlardır. Yaptıkları seferlerle Kıbrıs’a egemen olan Asurlular, devletin sınırlarını İran’dan Mısır’a kadar genişletmişlerdir. Hititler, Mısırlılar ve Urartularla savaşmışlardır. İran’da giderek güçlenen Medler, Babilliler ile birleşerek Asurlulara son vermişlerdir 625. Asur devleti yıkıldıktan sonra toprakları Babil ve Medler arasında paylaşılıştır. Elamlar 5. Elamlar Sami kökenli olan Elamlılar Mezopotamya’nın güneydoğusunda hüküm sürmüşlerdir. Başkentleri Sus şehri olmuştur. 3000 yılında diğer kentlere egemenlik kurmuş olan Elamlar, 7. yüzyılda Asurlular tarafından yıkılmışlardır. Son olarak Bölgedeki diğer kavimlere üstünlük kuran Persler giderek güçlenmişlerdir. Büyük İskender’in Persleri egemenliği altına alışına kadar Mezopotamya Pers egemenliğinde kalmıştır. Pers-Sasani İmparatorluğu döneminde Mezopotamya bölgesi “İran’ın Kalbi” olarak anılmıştır. Daha sonra Mezopotamya’nın Arap halifelerin kontrolüne girmesiyle kuzeyde Musul ve güneyde Bağdat şehirleri başkent olarak seçilmişlerdir. Daha sonra Osmanlı hâkimiyetindeyken üç vilayete ayrılan Mezopotamya, Musul, Bağdat ve Basra daha sonra kısa bir süreliğine de olsa I. Dünya Savaşı’ndan sonra İngilizlerin eline geçmiştir. Daha sonra 1920’de İngilizler tarafından Irak ulus devleti kurulmuştur ki bugünkü Irak sınırlarının yanı sıra Kuveyt de bu sınırlara dâhil olmuştur. İster buzul çağından sonra olsun isterse Osmanlı Devleti döneminde, Mezopotamya, böylesine bereketli topraklar ve kıtalar arasında stratejik öneme sahip bir bölge olmuştur. Yakın zamanda yaşanan Arap Baharı, Libya ve Mısır’da çıkan isyanlar ve Güneydoğu komşularımıza yapılan müdahaleler bölgedeki kıymetli topraklarının günümüze kadar etkisini sürdürdüğünün belirtisi olmuştur. Mezopotamya Uygarlıklarında Yazı Mezopotamya yüzyıllarca birçok bölgeden göç almış bir bölge olduğu için buraya göç eden kavimler burada yeni bir uygarlık kurmak yerine bölgede var olan uygarlığın yaşam tarzını ya da dini inanışını benimsemişlerdir. Mezopotamya uygarlıklarında ilk önceleri resimli anlatım kullanılmış daha sonraları çivi yazısına geçilmiştir. Çivi yazısı anlatılmak istenen düşüncenin küçük resimler aracılığıyla anlatılan piktogramdan esinlenmesiyle hazırlanmıştır. Daha sonraları geliştirilen bu resimlerin yerini harfler oluşturulmaya başlamış ve çivi yazısı keşfedilmiştir. Kullanılan bu semboller kil tabletler üzerine işlenir, tabletler fırında pişirilir ve böylece yazı korunmuş olurdu. Mezopotamya da yazı Mezopotamya’da yazı dili, sık olarak kullanılan Sümerce ve Akadça’dır. Bu dillerden özellikle Sümerce Türkçe'ye olan benzerliğiyle büyük dikkat çekmiştir. Daha sonra bölgede güçlenmeye başlayan Hurilerin dili olan Hurrice’de bölgedeki hükümdarlıkları süresince kullanılmıştır. Ayrıca Hurrice’nin kökeninin Kuzeydoğu Kafkas dili ailesine yakınlık gösterdiği de bulunan az sayıda belgelerle kanıtlanmıştır. Yazının icadıyla birlikte medeniyetler edebi eserlerde de gelişim göstermiştir. “Gılgamış Destanı”, “Tufan Hikâyesi” ve “Yaratılış Manzumesi” gibi önemli eserler bu bölgede şekillenmiştir. Mezopotamya Uygarlıklarının Yaşam Biçimi Mezopotamya da yaşam Mezopotamya uygarlıklarında toplumsal sınıfın en üstünde Krallar ve rahipler yer almıştır. Bunun altında kalan sınıflar ise; asiller, hürler ve köleler olarak üçe ayrılmıştır. Asillere kral tarafından geniş topraklar verilmiş ve savaşta kralın yanında bulunmuşlardır. Hürler, ülkedeki bütün haklara sahip kimselerdir. Bunlar, askerler, zanaatkârlar, tüccarlar ve köylülerden oluşur bu kesim vergilerini verir, askerlik yapar, tapınak ve kanal yapımında çalışırlardı. Halk kitlesinin en alt tabakası olan köleler ise, hiçbir hakkı olmayan insanlardı ve bu kişiler eşya gibi ticarete konu olabilir hatta takas edilebilirdi. Köleler; savaşta esir alınan, parayla satılan, borçları yüzünden hürriyetlerini kaybeden insanlardan meydana geliyordu. Mezopotamya Uygarlıklarında Bilim ve Tıp Mezopotamya bölgesi özellikle astronomi ve matematikte ilerleyen uygarlıklardan oluşmuştur. Sümerler, zamanı 60 dakikalık saatlerle ölçen ve ilk kez haftayı 7 güne bölerek zaman planı yapan uygarlık olmuştur. Astronomide ilerleyen bu uygarlıklar daha çok astronomiyi bir bilimden ziyade mitolojik güce ulaşmak ve onu anlayabilmek için bir araç olarak kullanmışlardır. Her ne kadar anatomi ve tıp biliminde gelişme gösteremeseler de özellikle başlıca hastalıkların listesini tutmuş, hatta vakaları inceleyerek bir teşhis listesi oluşturmuşlardır. Mezopotamya Uygarlıklarında Hukuk Mezopotamya uygarlıklarında özellikle Babil kralı olan Hammurabi kendi yasaları ile ünlü bir kraldır. 1780 yıllarında bulunmuş olan Hammurabi Yasaları en eski kanunlardır ve Mezopotamya uygarlıklarından günümüze kalan eserler arasında en iyi korunanıdır. Hammurabi yasaları 282 hükümden oluşmaktadır. Özellikle kanunlarda yer alan evlilik kurumu ile ilgili kurallar günümüzdeki Medeni Hukuk’un temellerini atmıştır. Mezopotamya Uygarlıklarında Dini İnanış ve Mitoloji Mezopotamya'da Dini İnanış Mezopotamya uygarlıklarında hakim olan dini inanış, daha çok göklerde yaşadığına inanılan tanrı ve tanrıçalardan kurulu çok tanrılı bir inanıştan oluşmaktadır. Bu dönemde dini inanışa dayalı yazılmış olan destanlar hem dini hem de mitolojik tasvirlerle doludur. Özellikle inanışların ortaya çıkışı olarak nitelendirilen bu dini inanış “Tufan” ve “Yaratılış” gibi mitolojik anlatımlarla zenginleştirilmiştir. Mezopotamya’nın dini inanışı; Sümer, Akad, Asur ve Babil odaklı olmakla beraber, bölgedeki yaşayan halkın mitolojik inanışlarından da yoğun şekilde beslenmiştir. Çok tanrılı olan Mezopotamya dinlerinin Tanrı ve Tanrıçaları zaman içinde isim olarak değiştirilse de bazı odak tanrılar hep aynı kalmıştır. Bu tanrı ve tanrıçalardan bazıları şunlardır 1. An Sümerler de Gök Tanrısı olan An, daha sonraları “Anu” olarak anılmaya başlanır. Anu Ki ile evlidir; fakat diğer Mezopotamya dinlerinde Uras olarak anılan bir eşi daha vardır. 2. Marduk Babil’in baş Tanrısı’dır. 3. Gula Bazı bölgelerde Ninişina olarak bilinen bu Tanrıçanın şifa kaynağı olduğuna inanılırdı. Bir kişi hastalandığında hastanın şifa bulması için Gula’ya dua edilirdi. 4. Nanna Ay Tanrısıdır. Enlil’in çocuklarından biridir. 5. Enlil Mezopotamya dininin en güçlü Tanrısı olarak görülürdü. Karısı Ninlil çocukları ise İnana, Iskur, Nanna-Suen, Nergal, Ninurta, Papilsag, Nuşu, Utu, Uras, Zabab ve Ennungi’dir. 6. İşTar Asurlu aşk ve cinsellik tanrıçasıdır. Sümer tanrıçası İnanna’dan geldiği düşünülmektedir. 7. Nabu ve Ninurta Nabu, yazı ve bilgelik tanrısıdır; Ninurta ise, Savaş Tanrısıdır. Mezopotamya İlk Kardeşkanının Döküldüğü Coğrafya Mıdır? Kardeş olan Habil ve Kabil, ilk insan ve ilk peygamber olan Hz. Adem’in oğullarıdır. Büyüyüp ergin yaşa gelince Kabil, kardeşinin evleneceği kıza talip olmuştur, bu olay üzerine Hz. Âdem ikisinin de kurban kesmelerini Allah-u Teâla’nın hangisinin kurbanını kabul ederse, o kişinin kızla evleneceğini söylemiştir. Kurbanlar kesildikten sonra kalbi fesat ve kinle dolu Kabil kaybetmiş, Allah-u Teâla Habil'in kurbanını kabul etmiştir. Bunun üzerine iyice sinirlenen Kabil, öz kardeşini öldürmeyi düşünmüştür. Kuran-ı Kerim’de de Hz. Âdem’in oğulları arasında geçen olayın kısas olarak gösterilmesi ve anlatılması bu hikâyeyi doğrulamaktadır. Daha sonra kurbanı kabul edilmeyen Kabil, kardeşine onu öldüreceğini söylemiştir; fakat kardeşi hiçbir şekilde karşı koymamış ve Kabil öz kardeşini öldürmüştür. Kardeşini öldürdükten sonra azaplarda boğulan Kabil'e, kardeşini gömmesi için bir karga örnek olunca “Eyvahlar olsun şu karga kadar olamadım” diyerek kardeş acısıyla iyice yanarak kavrulmuştur. Hz. Âdem Habil’in ölümünü duyunca Kabil'e beddua etmiş ve Kabil, Yemen diyarına kaçarak orada yurtsuzların, putperestlerin içine karışmıştır. Kabil, ilk kardeş kanı döken insan olarak anılır. Hz. Muhammed bu olayla ilgili hadisi şerifte şöyle buyurmuştur “Haksız yere öldürülen her insanın kanının günahında, Âdem’in oğlunun Kabil bir payı ayrılır. Çünkü bu katli adet edindiren odur.” İşte bu yüzden “burası Mezopotamya Kabil’in Habil’i öldürdüğü ve tarihte ilk kardeş kanının döküldüğü yerdir” denmiştir. İlginizi çekebilecek diğer olaylar En Yeniler geri ileri 1. Listedesiniz geri ileri Biyografiler Michael Jackson CV BİYOGRAFİ Vladimir Lenin CV BİYOGRAFİ Alan Turing CV BİYOGRAFİ Adolf Hitler CV BİYOGRAFİ Joseph Goebbels CV BİYOGRAFİ Che Guevara CV BİYOGRAFİ Niccolò Machiavelli CV BİYOGRAFİ Napolyon Bonapart CV BİYOGRAFİ Sabiha Gökçen CV BİYOGRAFİ Fatih Sultan Mehmet CV BİYOGRAFİ Nikola Tesla CV BİYOGRAFİ Deniz Gezmiş CV BİYOGRAFİ Ismael Zambada Garcia CV BİYOGRAFİ Benjamin Franklin CV BİYOGRAFİ Osho CV BİYOGRAFİ

mezopotamya uygarlıkları 5 sınıf özet