WJcXVTd. Türkiye'de 11 Mayıs itibarıyla 140 bine yakın kişiye koronavirüs teşhisi konuldu. Teşhis konulardan yaklaşık 3 bin 800'den fazlası yaşamını yitirirken, gördüğü tedavi sonucunda iyileşenlerin sayısı da 95 binin kadar yapılan toplam test sayısı da 1 milyon 400 bini koronavirüs teşhis ve tedavi süreci, Sağlık Bakanlığı'nın belirlediği algoritma ve rehberde yer alan adımlara göre web sitesinde Covid-19 Erişkin Tedavi Algoritması'nın en son 12 Nisan'da; Covid-19 Rehberi'nin de en son 14 Nisan'da güncellendiği Türkiye'yi diğer ülkelerden ayıran en önemli unsurların başında test sayısının fazlalığı ve test sonuçlarının çıkmasını beklemeden klinik bulgular üzerinden tedavi sürecinin hemen başlatılması olduğunu NASIL KONULUYOR?Sağlık Bakanlığı'nın açıkladığı rehbere göre, Covid-19 tanı ve tedavi süreci semptom gösteren kişilerin hastaneye başvurmasıyla tedavi için hastaneye başvuranlara ilk etapta bir dizi soru sorulması ateşi, öksürüğü ve nefes almakta zorlanma ya da solunum sıkıntısı olup olmadığı soruluyor. Bu sorulardan herhangi birisinin ya da tamamının yanıtının "Evet" olması halinde, maske takılarak ayrı bir bölüme yanıtının "Hayır" olması halinde ise başvuran kişiye son 14 gün içerisinde yurt dışına gidip gitmediği, aynı evde yaşadığı kişilerden birinin gidip gitmediği veya Covid-19 tanısı konan biriyle temas kurup kurmadığı sorusu aşamada da sorulardan herhangi birisinin yanıtının "Evet" olması durumunda, maske takılarak ayrı bir bölüme yönlendiriliyor. Soruların olumsuz yanıtlanması halinde ise ilgili bölüme sevk kişinin anamnezinin yapılması, yani hastaya sorular yönelterek kendisi hakkında bilgi toplanması ve öyküsünün öğrenilmesi sürecinin ardından ise "olası vaka" olarak şikayetler dört gruba ayrılıyor ve bu gruplardan herhangi birinde tanımlanan şikayetlerin tamamının var olması halinde kişi "olası vaka" olarak ve solunum sıkıntısı, klinik tablonun başka bir hastalık ile açıklanması ve 14 gün içerisinde kişinin kendisi ya da bir yakınının yurt dışında ve solunum sıkıntısı ve 14 gün içerisinde bir vaka ile yakın temas ve solunum sıkıntısı, hastanede yatış gerekliliği ve klinik tablonun başka bir hastalıkla başlangıçlı ateş ile birlikte öksürük veya nefes darlığının olması ve burun akıntısının olgu olarak tanımlanan kişiler ise daha sonra fiziki muayeneye MUAYENEDE NELERE BAKILIYOR?Rehberde, bu aşamada başvuran kişi üzerinde bazı tetkikler yapılması süreciyle ilgili BBC Türkçe'nin sorularını yanıtlayan Bilim Kurulu üyesi Doç. Dr. Sema Turan, ilk etapta genel muayene yapılarak, hastanın durumunun değerlendirildiğini "Hasta Covid-19 tanılı ya da Covid-19 şüpheli olarak acile geldiğinde önce bir genel muayene yapılıp hastanın durumu değerlendirilir. Klinik semptomlarına eşlik eden bir tomografi ya da laboratuvar bulgusunun olması önemli" göre, başvuru sırasında şikayeti olan hastayla ilgili ilk etapta altı göstergeye bakılıyorHastanın patolojik düzeyde zihin bulanıklığı konfüzyon olup olmadığı,Nabzın dakikada 125'in üzerinde olmasıyla kalp çarpıntısı tespit edilip edilmediğiSolunum sıkıntısı bulunup bulunmadığı,Hızlı solunum, yani "takipne" göstergesinin dakikada 22'nin üzerine çıkıp çıkmadığı,Hipotansiyon olup olmadığı,Kandaki oksijen doygunluğunun yüzde 93'ün altına inip göstergelerden herhangi birinin tespit edilmesi halinde hastanın "belirlenen servise yatışı" yoğun bakım ünitesine yatış kriterlerinin mevcut olması halinde, hastanın bu bölüme yatırılması gerektiği konusu altı göstergenin mevcut olmaması halinde ise ek kriter olarak hastanın kardiyovasküler hastalık, kanser ve kronik akciğer hastalığı gibi önceden var olan bir rahatsızlığının olup olmadığına hastanın 50 yaşından büyük olup olmadığı da göz önüne alınan bir diğer var olan kronik bir hastalığının bulunması ya da 50 yaşından büyük olması halinde ise yine "belirlenen servise yatışı" Bakanlığı'nın rehberinde, servise yatırılmasına karar verilen kişilerin tan kam sayımı, demir, kan pıhtısı gibi değerlere bakıldığı ek tetkikleri yapılıyor ve PA Akciğer Grafisi veya bilgisayarlı tomografisi koşulların bulunmadığı kişilerden de benzer şekilde ek kan tahlilleri ile PA Akciğer Grafisi veya bilgisayarlı tomografi SONUÇLARINA GÖRE NELER YAPILIYOR?Sağlık Bakanlığı'nın rehberinde, yapılan test ve tetkiklerin sonuçlarına göre, şikayet sahibi kişiler üç kategori altında değerlendiriliyorKomplike olmamış hastalar Ateş ve solunum sıkıntısı olmayan ve tetkiklerde aralık değeri aşmayanlar, altta yatan kronik hastalığı bulunmayanlar, 50 yaş altındakiler, kan testlerinde kötü ölçüt bulunmayan ve film ya da tomografisi normal gelenler. Bu kişilere PCR testi yapılarak, "ampirik tedavisine" başlanması ve eve ya da ilgili izolasyon alanına gönderilmesi bulgusu olan hastalar Ateş ve solunum sıkıntısı gibi şikayetleri olan, kan testlerinin belli değer aralıklarında bulunan ve görüntülemede zatürre bulgusuna rastlanılan hastalar. Bu kişilere de PCR testi yapılarak, "ampirik tedavisine" başlanması ve eve ya da ilgili izolasyon alanına gönderilmesi Zatürre bulgusu olan hastalar Şikayetlerin yanı sıra tetkikleri belli aralıklarda olan ve akciğer grafisi ile tomografisinde yaygın zatürre saptanan kişiler. Bu hastalardan da PCR testi için numune alınıp, yoğun bakıma yatırılıp yatırılmamasına karar verilmesi ve izolasyona alınması Bakım İhtiyacı Olanlar Solunum sıkıntısı yaşadığı, oksijen ihtiyacı artış gösteren, hipotansiyonu olan ve akut rahatsızlığı bulunan kişiler. Bu kriterlere sahip hastaların da yoğun bakım sorumlusunun onay vermesiyle birlikte yoğun bakıma yatırılması TEDAVİ NEDİR?Ampirik tedavi, kabaca bir hastalığın nedeni, etkisi ve seyri hakkında kesin bilgilere sahip olunmadan hastaya hastalığını tedavisinde etkili olduğu düşünülen ilaçların verilmesi olarak de Covid-19 salgını döneminde hastaneye başvuran kişilere şikayetleri, medikal geçmişleri, kan değerleri, tetkik sonuçları ve görüntülemede elde edilen bulgulara göre, PCR test sonucu beklenmeden ampirik tedavi Bakanlığı'nın rehberinde, ilk etapta hidroksiklorokin sülfat tedavisine başlanması gerektiği sıtmaya karşı kullanılan en eski ve en yaygın ilaçlardan biri olan klorokine çok benziyor. İltihaplı romatizma ve deri veremi lupus gibi otoimmun hastalıkların tedavisinde de kullanılan bu ilaç, antiviral özelliğinden dolayı son yıllarda daha fazla ilgi çekmeye Bakanlığı'nın rehberinde, ağır zatürre veya hidroksiklorokin tedavisine rağmen klinik bulguları kötüleşen hastalarda Favipiravir ilacıyla tedavinin başlatılması gerektiği de Japonya'da geliştirilen ve antiviral özellikleri olan bir ilaç. Başta Çin olmak üzere, bazı ülkelerde koronavirüs tedavisinde Bakanı Fahrettin Koca, Nisan ortasında yaptığı açıklamada, Türkiye'nin Covid-19'un tedavisi konusunda dünyadaki diğer ülkelere göre farklı bir yaklaşım içerisinde olduğunu Koca, Türkiye'nin diğer ülkelerden farklı olarak hidroksiklorokin ilacını hem pozitif hem de şüpheli olan vakalara uyguladığını ve böyle bir yaklaşım içerisinde olan başka bir ülke bulunmadığını "Bunu da bizde görülmediği dönemden önce bunun tedarikini sağlayan ve bu dönemde vatandaşına ücretsiz veren ve bu kadar da yaygın kullanan ikinci bir ülke yok. Şu an dünya bu ilacın peşinde ama biz 1 milyon kutuya yakın ilacı baştan stokladık" Koca, aynı şekilde Çin'den getirtilen Favipiravir ilacının da benzer bir yaklaşımla ve yoğun şekilde kullanıldığını ve bu ilaçların ücretsiz olarak sunulduğunu da sözlerine SIKINTISI YAŞAYAN HASTALAR İÇİN NELER YAPILIYOR?Doç. Dr. Sema Turan, ilaç tedavisiyle birlikte nazal oksijen tedavisine başlandığı ve oksijen doygunluğu değerlerinin yüzde 93'ün üzerine çıkması halinde ise bu tedaviye devam edildiğini dört saat yüz üstü, dört saat de sırt üstü yatmasının önerildiğini belirten Turan, "Sonrasında hasta normal nazal oksijenle rötarlı strasyonu tutturamaz, solunum sıkıntısı artarsa yüksek akımlı oksijen tedavisine geçiyoruz. Burada biraz ısınmış ve nemlenmiş havayı burundan yumuşak bir silikon kanül vasıtasıyla hastaya uygulamaya başlıyoruz. Hastalar çoğunlukla bu süreçte, bu tedaviden, yüksek akımlı oksijen tedavisinden fayda görüyor" sıkıntılarının devam etmesi halinde hastanın noninvazif ventilasyona bağlanıyor ancak durumun daha da kötüleşmesi halinde ise entübe edilerek, invazif ventilasyona sırasında hastanın ateşi ile diğer klinik bulguları takip ediliyor ve düzenli test ile tetkikler Türkiye'nin tanı ve tedaviye erken başladığını belirterek, "Hastaları klinik semptomlarının varlığına göre tedaviye aldık. PCR negatif olsa da klinik semptomları olup tomografisi pozitif olan vakaları tedaviye aldık. Şartlar uygunsa hastanede tedavi ettik. İkinci olarak Çin ve Japonya'dan gelen antiviral ilacımız Favipiravir'i erken dönemde hastalara vermeye başladık. İyi bir antiviral olduğunu ve erken dönemde verilirse faydalı olduğu sonucunu aldık" diye TEST SONUÇLARINA GÖRE TEDAVİ NASIL ŞEKİLLENİYOR?Sağlık Bakanlığı rehberi ve Koca'nın açıklamaları, Türkiye'de Covid-19'a karşı ilaç tedavisinin klinik bulgular saptanması halinde test sonucu beklenmeden başladığını ilk değerlendirmelerin ardından şüpheli vaka olarak hastaya yatırılmasına karar verilen hastaların test sonucunun pozitif çıkması halinde, tedaviye aynı şekilde devam sonucunun negatif çıkması durumunda ise 24 saat sonra tekrar PCR testi yapılıyor ve bunun sonucuna göre tedavi belirleniyor. Rehberde, ikinci testin pozitif çıkması durumunda başlatılan ilaç tedavisi sürdürülmesi, negatif çıkması halinde ise alternatif tanıların değerlendirilmesi gerektiği ilk değerlendirmenin ardından evde izole altına alınan ancak Covid-19 tedavisine başlanan hastalarda da bu kez hastalık bulgularının seyri tekrar test sonucu negatif olan hem de bulguları düzelen hastalar için alternatif tanılar değerlendirilmeye başlanıyor. Test sonucu negatif çıkıp, durumu kötüleşen hastalara ise ikinci bir test sonucu pozitif çıkan ancak bulguları düzelen hastaların tedavisi tamamlanıyor ve 14 gün boyunca evde izole edilmeleri çıkan ve bulguları düzelmeyen hastaların ise hastaneye yatırılıp yatırılmamasına karar verilmesi adına tekrar bir dizi tetkik ve değerlendirme için hastaneye çağrılması öngörülüyor. Yapılan değerlendirmeler sonucunda bu kişilerin hastaneye yatırılıp yatırılmamasına karar Dr. Turan, hazırlanan rehberin diğer ülkelerden gelen bilgi ve verilerin Türkiye'ye özgü bilgi ve verilerle harmanlanarak hazırlandığını çok sık revizyonlar yapıldığını vurgulayan Turan, "Her ilacın her hastadaki etkilerini ve olası yan etkilerini değerlendirip onun üzerinden bir takım planlamalar yaptık. İlacın kendisi, doz ayarlaması bunların hepsi sağlık kuruluşlarına gönderilen güncellemede yer aldı. Rehberdeki bu revizyonlar hekim arkadaşlarımız tarafından ülke genelinde çok sıkı takip edildi ve bu durum tedavide istenen yanıtı ülke genelinde almamızı olumlu etkiledi" diye Alice Grenie Endişe, öfke, hayal kırıklığı ve tükenmişlik… Şu yaşadığımız olağandışı günlerde hepimizin deneyimlediği son derece olağan duygular bunlar. Ümit etmek istiyoruz. “Az kaldı, düzelecek. Tedavide çok ilerleme kaydedildi. Kontrol altına alınıyor galiba” diye düşünüyoruz. Birkaç saat sonra aldığımız bir haber umutlarımızı yerle bir ediyor. Kaygılanıyoruz “Ne zaman bitecek bu? Ne kadar daha gidecek böyle?” Öfkeleniyoruz “Bunu hak edecek ne yaptık?” diye soruyoruz. Günah keçisi olmayı benimsiyoruz. Bir dolu hayal kırıklığı, sürekli ertelenmek durumunda kalan hayaller… Sanki elimizden kayıp gidiyorlar. Ve işte tükenmişlik... Tüm bu endişelerin, öfke patlamalarının ve hayal kırıklıklarının getirisi olarak olabilecek bir şeyi yaşıyoruzBizler bu günümüzü yaşar, geleceğe tutunuruz. Tutunacak yer bulamazsak eğer savruluruz. Ciddi bir fırtına var, hiçbirimiz önümüzü göremiyoruz. Hedeflerimiz sarsıldı. Biz böyle bir dünyayı hiç hayal etmemiştik. Ancak filmlerde olabilecek bir şeyi yaşıyoruz şu an, hepimiz. Hani bazen uykunuzda bir kabusun içindeyken bilinç ve bilinçaltı birbirine bağlanır; bunun bir kabus olduğunu fark edersiniz. Gözünüzü açınca da şükredersiniz ya, öyle bir şey bu… Uyanamıyoruz sadece. Sürekli negatif uyarıcıları alıp normal duygu durum gösterebilecek bir insan yok. Hepimiz etkileniyoruz. Bu etkinin niteliği kendi bünyemizde bile değişiklik gösteriyor. Bir gün tamamen içimize kapanıyoruz, ertesi gün öfkemizi nereye kusacağımızı ne yapacağız?Şu anda “Her şey düzelecek” demek kimseye inandırıcı gelmiyor, hatta çoğu zaman ters tepip daha sinir bozucu bile olabiliyor. Neyin ne zaman düzeleceğini bilmiyoruz. Düzeldiğinde de nelerin eskisi gibi olup olmayacağını. Bu kadar bilinmezli bir denklemde “Ah vah, bitti, mahvolduk, bu iş daha gider böyle” demek ve buna inanmak da bir seçimdir. Diyelim ki böyle düşünmeyi seçtiniz. Elinize ne geçiyor? Hayatınız nasıl şekilleniyor? Daha çok öfke, daha çok mutsuzluk, gelecekten daha çok uzaklaşma… Olumsuzu seçmek daha kolay geliyor bize aslında. Böylece uyum sağlayacak cesareti bulamama eksikliğimizi bir anlamda kapatmış ters mantığa bakalım. “Evet zorlanıyorum. Duygularım çok iniş çıkış gösteriyor. Çoğu zaman kendimi çıkmazdaymış gibi hissediyorum. Yoruldum. Önümü göremiyorum, doğru. Daha çok çamura saplansam bana ne fayda sağlayacak? Ayağa kalkmak için ne yapabilirim?” Önce yaşadıklarımızı kabul etmemiz gerek. Bundan kasıt, Pollyannacılık oynamak değil. Gün geldiğinde bağıra çağıra ağlamak, öfkeni kusmak, duvarları yumruklamak... Bazen gözümüzün önüne inen ağır duygu perdesini kaldırabilmek için bunları yapmak gerek. Kriz durumlarındaki şarj mekanizmalarımız gibi düşünebiliriz. Algılarımız açılıp kendimizi daha iyi hissettiğimizde de “Bugünü daha güzelleştirmek için ne yapabilirim?” diye düşünebiliriz düşeceğiz. Hep yerde mi kalmak istiyorsunuz, yoksa bir şeylere tutunup ayağa kalkmak mı; işte bu sizin özgür iradeniz. Olayların kendisi kadar onları algılayış biçimimiz de büyük önem taşıyor. Önlemlerinizi aldığınız sürece güvende olduğunuzu bilin. Biliyorsunuz; koronavirüs alacağımız önlemlerden daha güçlü değil. Duygu yükünü boşaltın, algılarınızı açın ve yolunuza devam edin. Bir çok kişinin yakalanmak korktuğu bir hastalıktır kansere yakalandıktan sonra geç kalmış olmaktan korkmak lazım çünkü erken teşhis sayesinde tedavi süreci hızlı ve kesin hale yazı da bu hastalık hakkında biraz bilgi vereceğim. 1. Akciğer kanserlerinin %90'ına tütün ürünlerinin kullanımı sebep oluyor. Son on yılda 50 milyon kişiyi eğilim devam ettiği sürece yaklaşık 1 milyar insanın bu sebepten öleceği öngörülüyor. 2. Gece altı saatten az uyuyanlarda kolon kanseri gelişme olasılığı çok daha yüksek. Tavsiye edilen uyku süresi 6 saatten az ve 8 saatten fazla uyumamaktır. 3. Kanser hücrelerin kontrolsüz çoğalması sonucu gelişir. Aslında iki ana özelliğe sahipAnormal hücre büyümesiBu hücrelerin vücudun diğer bölgelerine yayılma özelliği 4. Katkı maddeleri vücut kimyasallarıyla etkileşerek kansere neden olan kanserojen maddelere dönüşüyorlar. Özellikle işlenmiş gıdaların aromalı olması için katkı maddeleri kullanılıyor. 5. 2006'da fare lösemi virüsüyle ilişkili olan XMRV adı verilen bir virüs prostat hücrelerinde keşfedilmiş. Bilim insanları bu virüsün,prostat kanserine sebep olan olumsuz etkiye sahip olduğunu düşünüyor. 6. Dünyada kadınlarda görülen en yaygın kanser göğüs kanseridir. milyon yeni olgu tanısı belirlenmiştir. 7. Aşırı kilo sahibi bireylerde menopoz sonraso meme kanseri olan kadınların hayatta kalma olasığıının daha düşük olduğu belirlenmiştir. 8. 30 yaşından sonra ilk gebeliği yaşayan kadınların gençken anne olanlara göre meme kanserine yakalanma riski daha yüksek. Ancak diğer yandan da, emzirmenin meme kanseri riskini azalttığı biliniyor. 9. Kanser Yunanca "yengeç" sözcüğünden gelir. - 1505 Son Güncellenme - 1506 Güncelleme - 1506Trypophobia olarak bilinen ve tekrar eden şekil korkusu olarak da tanımlanabilen bu terim 2005 yılından beri Psikiyatri Derneği tarafından gerçek bir fobi olarak kabul edilmese de internet üzerinden birbirini bulan kişiler korkularıyla ilgili deneyimlerini muzdarip olan kişiler karınca deliği ve arı kovanı gibi minik deliklerden korktuklarını dile olduğunu söyleyen kişiler benzer boyutlarda minik delikleri olan nesnelerin kendilerini rahatsız ettiğini ve gördüklerinde kaşınmaya başladıklarını siz fotoğrafı gördüğünüzde ne hissettiniz? “Tanısı Konulamayan Hastalıklar İçin Vakit Kaybetmeyin” Hastalığınız için daima farklı polikliniklere ve hekimlere gitme gereksinimi hissediyorsanız ender bir hastalığınız olabilir. Bu hastalıkların araştırılması için en yanlışsız adres Genetik Teşhis Merkezleridir. Toplumun %10’unda ya da bir öteki deyişle 10 bireyden 1 bireyde görülen hastalıklara “Nadir Hastalık” deniliyor. Bu oran bu hastaların sonuca ulaşma zahmetine bağlı tekrarlayan müracaatları nedeniyle polikliniklerde %20’leri bulabiliyor. Hastalığına teşhis konulamayan ya da tedavisi sonuç vermeyen hastalar daima farklı poliklinik ve hekimlere giderek hastalıklarına tahlil arıyor. Bir hastalığın Nadir Hastalık olduğunu düşündürecek sebepler ortasında hastanın birden çok tabip tarafından takip ediliyor olması, erken yaşta tanısı konulan kanser, kronik yani süreklilik gösteren bir hastalığının olması, ailede birkaç kişinin emsal hastalıktan mustarip olması, tedavi başarısızlığı üzere etmenler yer alıyor. Maddi ve Manevi Olarak En Ekonomik Tahlili Genetik Kısımları Sunuyor “Nadir Hastalıklar”ın her 10 bireyden birini etkilediğini ve Dünya çapında 700 milyon, ülkemizde ise 7 milyondan fazla ender hastalıklı birey olduğunu tabir eden İntergen Genetik ve Ender Hastalıklar Teşhis Araştıma Merkezi Tabibi ve Az Hastalık Gönüllüleri Derneği kurucularından Prof. Dr. Serdar Ceylaner mevzuyla ilgili şunları söyledi “Bazen ailede birden fazla kişi birbirinden çok farklı hastalıklarla uğraşıyor olabilir. Bu durum genetik olarak araştırıldığında tıpkı nedenle ortaya çıkmış olduğu da bulunabiliyor. Bir örnek vermek gerekirse mitokondriyal hastalıklar ailede bir bireyde işitme kaybı öbür bir şahısta diyabet ve öbür bir bireyde de görme bozukluğu halinde seyredebiliyor. Ailede herkes kıymetli birtakım hastalıklarla uğraşıyorsa, o vakit görünürde bunlar tıpkı hastalık olmasa bile aslında birebir sebeple olduğu saptanabiliyor. Bunları düşünerek lütfen şayet bu türlü bir durumunuz varsa az hastalıklarla ilgili bir kıymetlendirme için bir Genetik Merkezine başvurmanız sizin için kıymetli olacaktır” Tıpta hem maddi hem de manevi olarak en maliyetli tedavinin tanısı konulamamış hastaların tedavisi olduğunu söyleyen Prof. Dr. Ceylaner “Genetik hastalıkların hepsinden değilse de değerli bir kısmında teşhis konulduktan sonra kimi tahliller üretmek mümkündür, bahsettiğim durumlar sizde ya da aile bireylerinizde varsa bir genetik merkezine başvurmanız halinde sizi uzun vadede birçok maddi ve manevi problemden koruyabilir” diye ekliyor. Evlilik yahut Gebelik Öncesi Genetik Taramalar Çok Önemli Bilimsel araştırmalarda genetik hastalıkların en kıymetli nedenleri ortasında akraba evlilikleri hala en üst sıralarda yer alıyor. Evlilik öncesi yahut gebelik öncesi genetik taramalarla alınan korunma önlemlerinin çok kıymetli olduğunu hatırlatan Prof. Dr. Ceylaner; “Bugüne kadar akraba evliliği nedeniyle tarama yaptırmak için gelen çiftlerin tahlillerinde rastgele bir hastalık taşıyıcılığı olmayan aileye nadiren rastlıyoruz. Genetik nedenli hastalıklar; ailelerde çocuk sahibi olamama, tekrarlayan gebelik kaybı, erken yaşta ani mevt, ileri yaşlarda kimi beyin hastalıkları üzere birçok sonuçla karşımıza çıkabiliyor. Gerek akraba evliliği gerekse ailede ya da toplumda sıkça görülen hastalıklarla ilgili tasa taşıyorsanız evlilik yahut gebelik öncesi yapılan çeşitli genetik taramalar tedbirler alabilmek ismine çok yararlı oluyor. Ülkemizdeki kadar akraba evliliği olmayan kimi yabancı ülkelerde 2000 hastalık için tüm evlenmeye hazırlanan ya da çocuk sahibi olan çiftlerde tarama başladı. Biz daha geniş taramalar yapmalıyız zira az hastalıklar aslında ülkemizde birçok ülkeden çok daha fazla gözleniyor. Ayrıyeten bu uygulama ülkemizin ve şahısların sıhhat masraflarını çok azaltacak ve en değerlisi hastalıkla geçen bir ömür yaşamanın zahmetlerini azaltacak” dedi. Prof. Dr. Ceylaner son olarak; “Hastalıklar olmadan engellemek yani kollayıcı hekimlik, tüm tıbbın kabul ettiği en akla yatkın, en ucuz ve beşere yükü en az olan yaklaşımdır. Kronik bir hastalıkla yaşayan ya da hasta çocuğu olanlar ne dediğimi gönülden anlayacaklardır” diye ekledi. BSHA

yürek sıkıntısı türlü korkular ve teşhis konulamayan hastalıklar için