Beyza Moderatör. Cennet cehennem şu anda var mı ? Ehl-i Sünnet inancına göre, Cennet halen vardır, yaratılmıştır, hazırlanmıştır. Nitekim şu ayet bunu açıkça ifade eder: "Rabbinizin mağfiretine ve eni göklerle yer kadar olan Cennet'e koşun. O Cennet takva sâhipleri için hazırlanmıştır. ". (Âli İmrân, 133) Kuran’da 7 kat cehennem ve 7 kat cennetten bahsedilmektedir. Cennetin 8 kat olduğuna inanan alimler de vardır. İki yer de büyüklük olarak eşit sayılabilir fakat bazı durumlara ve kişilere göre cennetin daha kapsamlı ve büyük bir yer olduğu inancı benimsenmiştir. AkıbetCennet mi, Cehennem mi? en uygun fiyat, hızlı kargo ve kapıda ödeme seçenekleriyle bkmkitap.com’da. Akıbet Cennet mi, Cehennem mi? avantajlı fiyatlarıyla hemen satın almak için tıklayın! Buweb sitesi bunun için yapılmıştır – WOW Guru İslam inancına göre cennet ile cehennem arasındaki yer cevapları ile ilgili yardım sağlamak için. Ayrıca ipuçları, faydalı püf noktaları, hileler vb. WOW Guru oyununda zor bir seviyede kalıyorsanız, ihtiyacınız olan tek yer orası. Yazdıklarını yüzlerce tarihsel kaynağa ve tanıklığa dayandıran Giles Milton ‘un “ Kayıp Cennet Smyrna 1922 Hoşgörü Kentinin Yıkılışı ” isimli kitabının 140. sayfasında aynen şöyle yazıyordu: “ Gelecek gerçekten de belirsizdi. Levanten ailelerinin kalıtımsal neşesi her şeyin iyi gittiğini gösteriyordu. jKXd3rP. 140 Likes, 42 Comments. TikTok video from KINALI🧡 "instagramefekt cennetcehennemchallenge". orijinal viewsorijinal ses - KINALI🧡samet_bey63Samet Likes, Comments. TikTok video from Samet bey samet_bey63 "Siz Hangisini Seçerdiniz tiktoktür keşveteçıkarartık tiktoktürki tiktokthailand tiktokglobal tiktok_turkey tornado1261". orijinal viewsorijinal ses - Samet beyflash_editzmCw ve marvelTikTok video from Cw ve marvel flash_editzm "WTF BRO! lucifer tanrı ilah amenideal michael micheal luc luci fer l u c i f e r wtf bro saç ışık efekt video nasıl ya ? the şeytan cennet cehennem iblis maze chloe meyz tom tomellis şeytan devil lucifermorningstar series detective chloe dudak fyp". orijinal viewsorijinal ses - Cw ve marvel Ayet ve hadislerin “Cennet ve cehennem şu anda var mıdır? Cennet ve cehennem nerede kurulacak? Kendilerine ölümün olmadığı iki topluluk hangileridir?” sorularına verdiği cevaplar...Ebedî saâdet yurdu Cennet ve Cenâb-ı Hakk’a isyan etmelerinden ötürü ilâhî azâba müstahak olanların gireceği Cehennem yaratılmış vaziyettedir ve şu anda mevcuttur. Kıyâmet koptuktan sonra Cehennem, bulunduğu yerden Mahşer yerine getirilecektir. Hidâyet güneşinden kaçarak küfrün karanlığında kalmayı tercih eden bedbahtlar, onunla cezalandırılacaktır. Nitekim âyet-i kerîmede şöyle buyrulmuştur “O gün Cehennem getirilir, insan yaptıklarını birer birer hatırlar. Fakat bu hatırlamanın ne faydası var!?” el-Fecr, 23 Rasûlullah -sallâllâhu aleyhi ve sellem- Efendimiz de hem bu hakîkati hatırlatmak, hem de Cehennem’in büyüklük ve dehşetine dikkat çekmek için şöyle buyurmuşlardır “Hesap gününde Cehennem getirilir. Cehennem’in yetmiş bin dizgini ve her bir dizgini çeken yetmiş bin melek vardır.” Müslim, Cennet, 29[1] KENDİLERİNE ÖLÜMÜN OLMADIĞI İKİ TOPLULUK Günahkâr kimseler Cehennem’de cezâlarını çektikten sonra oradan çıkarılırlar. Lâkin îmân etmeyenler Cehennem’e girdiğinde, artık onlar için ebedî bir azap başlamış olur. Bu gerçeği de Peygam­ber Efendimiz -sallâllâhu aleyhi ve sellem- şu hadîs-i şerîfleriyle beyan buyurmuşlardır “Cennet ehli Cennet’e, Cehennem ehli de Cehennem’e girdiği zaman, bir münâdî aralarında ayağa kalkarak ‒Ey ateş ehli, artık ölüm yok! Ey Cennet ehli, artık ölüm yok! Bundan sonra ebediyet vardır!» diye nidâ eder.” Buhârî, Rikāk, 50 Dipnot [1] Ayrıca bkz. Tirmizî, Cehennem, 1/2573. Kaynak Osman Nuri Topbaş, Ebediyet Yolculuğu, Erkam Yayınları İslam ve İhsan Seçim senin! Evet! Hayatında, işinde ve yaşamında cennette mi yoksa cehennemde mi yaşamak istiyorsun? Seçim senin. İstediğini işini değerlerinle mi yönetiyorsun; yoksa korkuların, hırsın ve egonla mı? Sadece cebindeki para, işin, araban, yatın, katların, giydiğin kıyafetinin markası, yaptığın ciron mu önemli; yoksa işine, çalışanına, yaşamına kattığın değerler mi? Kaç kişinin hayatına dokundun? Kaçının hayatını olumlu yönde değiştirdin? Kaç çocuğun gözüne, yaşamına ışık oldun? Bütüne katkın ne oldu? Öldüğünde geriye ne bırakacaksın? Ne için yaşıyorsun? Hayattaki misyonun ne? Malesef kapitalizm canavarı, ekonomik koşullar, memleketimizin ve yaşadığımız şehrin insanı yutan, yiyen trafiği, kalabalığı, korkularının ve zamanın baskısı altında kalıp bilincini yitiren insan, değerlerini ve vicdanını kaybediyor ve inançlarının ötesine geçiyor. “Babana bile güvenme!” kayıdı ile formatlanmış zihinler “kazığımı yemeden önlemimi alayım” güdüsüyle hareket ediyorlar. Kısacası-1’den başlıyoruz işlerimize ve bir de el ele olmaktan, birlik olarak, hareket etmekten aciz, yani BİZ olamamış; her biri tek başına yel değirmenleri ile savaşan egolar topluluğu eklenince hiçbirimiz tünelin ucundaki ışığı göremiyor ve aydınlığa yani kendimizin yarattığı karanlıkta yolumuzu bulmaya çalışıyoruz. Ama esasında hepimiz kaybolmuş bunların yanında sevgiyle, bilgiyle, insanlıkla, ahlak ve vicdanla, saygıyla, hoşgörüyle, alçakgönüllülükle, sabırla, çalışkanlıkla, azimle ve yüreğiyle davranan insan ise dışlanıyor, çemberin dışına atılıyor ve yerini hırslı, hoşgörüsüz, sabırsız, empatisiz, önyargılı, aceleci, kısa yoldan ilerlemeye çalışan, az çalışıp, çok kazanmaya çalışan değerlerden yoksun insana üç şeritli yolları sekiz şeritli olarak dolduruyor, sonra yolu açmak için birbirimizle kavga diğeri borcunu zamanında ödemiyor diye, diğeri de ödemiyor, sonra cebimizde para yok ama alacağımız var diye birbirimizle kavga dostluklarımızda birbirimizin kimliklerini eziyor, yargılıyor, yok ediyor, sevgi adına yaşamlarımızı hapsediyor, sonra “Ben senin için yaşamadım, bunu şunu yapmadım, sen de yapamazsın!” deyip, birbirimizi, hayatlarımızı tutsak konuşuyor sonra anlaşılmamaktan şikayet yar olmayan, başkasına da yar olamaz hırsı ve kıskançlıkla, öz değersizliklerimizle, başarıya giden bir kişiye veya işe engel olmayı marifet biliyor, mutlu olana, gülene deli diye önce kaosumuzu yaratıyor, sonra o kaosdan çıkmak için de birbirimizi yiyoruz. Yani kendi cehennemlerimizi yaratıyoruz. Geçen hayatlar, harcanan zamanlar, boşa giden enerjiler, kırılan kapler ve daha neler neler… YAZIK DEĞİL Mİ?Halbuki belki sadece kendi değerlerimizin farkında olarak, özgüvenle, hoşgörü ve anlayışla, empatiyle, saygıyla, sevgiyle ve birey olmamıza izin vererek, el ele ve BİZ olabilerek kendi CENNETlerimizi yaratamaz mıyız bu hayatta?Belki de herşey çok kolay olurdu!!! Edip Yüksel Cehenneme Mahkum Olan Münafıklar Ve İnkarcılar Kafalarındaki Cehennem Ateşinin Dumanından En Büyük Ayetleri Göremiyorlar MESAJ çevirisinden aşağıya alıntıladığım 74’üncü surenin 21-37 ayetlerini dikkatle okuyunuz lütfen 21. Sonra baktı. 22. Sonra surat astı, kaşlarını çattı. 23. Ve arkasını döndü; büyüklük tasladı 24. “Bu,” dedi, “etkileyici bir büyüden başka bir şey değil.” 25. “Bu sadece bir insan sözüdür.” 26. Onu Saqar’a atacağım. 27. Saqar nedir bilir misin? 28. Ne artar, ne de eksilir tam ve mükemmel, 29. HALKLAR BEŞER için evrensel bir GOSTERGEDIR/EKRANDIR LEVVAHA 30. Üzerinde ondokuz vardır. 31. Biz ateşe bekçi olarak sadece melekleri atadık. Onların sayısını ondukuz’u da, 1 inkarcılar için bir fitne sınav/huzursuzluk kaynağı yaptık, 2 kitap verilmiş olanları ikna etsin, 3 inananların inancını güçlendirsin, 4 kitap verilmiş olanlarla inananların kuşkularını ortadan kaldırsın, ve 5 kalplerinde hastalık olanlarla inkarcılar da, “ALLAH bu örnekle ne demek istiyor?” desinler. Böylece ALLAH dilediğini/dileyeni saptırır ve dilediğini/dileyeni de doğruya iletir. Rabbinin ordularını kendisinden başkası bilmez. Bu SAYI halklara bir MESAJDIR ZIKRA. 32. Hayır, andolsun Ay’a, 33. Geçtiği vakit geceye, 34. Ağardığı vakit sabaha, 35. Bu SAYI BÜYÜKLERDEN KUBRA birisidir. 36. Halklara bir UYARICIDIR NEZIR. 37. İlerlemek yahut geride kalmak dileyenleriniz için. Bir asal sayı olan 19’un fonksiyonu 74’üncü sure olan Muddessir Gizlenen’de maddeler halinde anlatılmasına rağmen Allah’ın takdiriyle Kuran’in büyük bir sırrı olarak 19×74 kameri yil boyunca gizli kalmıştı. Ne var ki, Bilge Tanri, dogumu Saat’in bir alameti olarak sayılan Isa’dan 1974 yıl sonra bu gizemi bir tektanrici musluman yoluyla ortaya cıkardı ve 19 sayısı Kuran’ın matematiksel yapısının kodu olarak, büyük bir ayet mucize olarak inananlarin inancını güçlendirdi, kitap ehlinden bazilarının kuşkularını ortadan kaldırdı, ve inkarcı ve munafiklar icin ise bir fitne, bir entellektüel ceza oldu. Ondokuz sayısı bu fonksiyonu icra etmeye devam ediyor ve devam edecek. Bu makalede, yukarıdaki ayetlerin çevirisinde büyük harfle yazdiğımız kelimelerin anlamını tartişacagız. Kuran ayetlerinde haber verilen büyük ayete mucizeye tanık olan müminler yukarıdaki kelimeleri, Kuran’in diger ayetlerindeki kullanimlarını gözönünde bulundurarak anlarlar. Müminlerin anlayışı müjdeli, aydınlatıcı, mutluluk verici, ve umut verici olup retorik olarak çok üstün bir değere sahiptir 7429 —> LEVVAHA Gösterge/Ekran 7429 —> BEŞER İnsan, halk, halklar 7431 —> HİYE O, yani19 sayısı 7431 —> ZIKRA Kurtuluş mesajı 7435 —> HA O, yani 19 sayısı 7435 —> KUBRA Büyük mucizeler 7436 —> NEZIR Kucaklanması ve dinlenilmesi gereken uyarıcı Oysa, kalplerindeki hastalıkları veya inkarcı fanatizmleri yüzünden 19 sistemine tanık olmaktan mahrum olanlar, çok ilginctir ki bu kelimelere Kuran’in semantik baglamina aykiri anlamlar yakıştırmaktadırlar. Tanrı’yı, Kuran’in kul sözü olduğunu ileri süren kişiye, “seni cehenneme atacağım” demekten başka bir delil sunamıyan bir despot olarak algılayanlar bu kelimelerin 19 sayisiyla olan ilgisini kesmek ve cehenneme yakıştırmak için anlamlarını kaydırmaktadırlar. Allah’ı hakkıyla takdir edemiyenlerin 690-91 yakıştırdığı anlamlar ise, felaketli, karanlık, ateşli, ve dumanlı olup retorik olarak da saçmadır Kuran’ı Hadislere ve Mezheplere göre tefsir edenlere göre aşağıdaki anahtar kelimeler şöyle anlaşılmalı 7429 —> LEVVAHA Kavurucu 7429 —> BEŞER Deri 7431 —> HİYE O, yani cehennem ateşi 7431 —> ZIKRA Felaket mesajı 7435 —> HA Cehennem ateşi 7435 —> KUBRA Büyük belalar 7436 —> NEZIR Kaçılması ve kaçınılması gereken uyarıcı Simdi bu kelime ve zamirleri ayet, sure ve tum Kuran icindeki baglamlariyle birlikte tek tek kisaca değelendirelim 7429 DAKI “LEVVAHA” KAVURUCU MU YOKSA GÖSTERGE Mİ? Kuran’da LVH kokunden türeyen kelimeler, kayıtların yapıldığı düzeyler, levhalar, düz tahtalar anlamında kullanılmakta ve hiç bir yerde “kavurmak” veya “kizartmak” anlamına gelmemektedir. 7145; 7150; 7154 Bu üç ayette LeVHa’nin coğulu olan eLVaH kelimesi Musa’ya verilen ve üzerinde On Emr’in yazılı olduğu levhalar için kullanılıyor. 5413 Nuh’un gemi inşasında kullandığı levhalar için kullanılıyor. 8522 Kuran’in kaydedildiği -matematiksel olarak- korunmuş kayıt alanları için kullaniliyor. 7429 ayetindeki LeVvaHa kelimesi ise LVH kokunden türetilen bir ism-i mubalaga abaratma isim olup, cokca gösteren, apaçık levhalar, veya birbirini izleyen tablolar, ekranlar anlamlarına gelmektedir. Halbuki kavurma, kızartma ve yakma anlamlari için Kuran farklı kelimeler kullanır. Öreneğin, yakma anlamı için HRQ kokunden türeyen kelimeleri 2266; 3181; 75; 2097; 2168; 229; 2222; 2924; 7510, veya kavurma ve kızartma anlamı için SLY kökünden türeyen kelimeleri 410; 430; 456; 4115; 1429; 1718; 1970; 277; 2829; 2931; 3664; 3856; 3859; 38163; 5216; 5694; 588; 6931; 74 26; 8215; 8316; 8412; 8712; 8812; 9215, veya NDC kelimesini kullanir 456. 7429’DAKI “BEŞER” DERİMİ YOKSA INSAN MI? Kuran’da BEŞER kelimesi 36 kez gecmektedir. Bir kez de, 2347 ayetinde BEŞEREYN iki beşer olarak geçmektedir. Nitekim, 7429 ayetindeki BEŞER’i tartışma açısından istisna edersek, 36 ayetin hepsinde BEŞER kelimesi insan anlamında kullanılmıştır. Turkçe’ye beşer ve beşeriyet olarak geçmiş olan bu kelimenin geçtiği ayetlerin listesini aşağıda sunuyorum 347; 379; 518; 691; 1127; 1231; 1410; 1411; 1528; 1533; 16103; 1793; 1794; 18110; 1917; 1920; 1926; 213; 2134; 2324; 2333; 2334; 2554; 26104; 26186; 3020; 3615; 3871; 416; 4251; 5424; 646; 7425; 7429; 7431; 7436. Kuran’da 36 kez gecen BEŞER kelimesi hic bir ayette “deri” anlamina kullanılmadıgı halde, hepsinde “insanlık ve beşeriyet” için kullanıldığı halde 19 sayısına karşı allerji duyanlar bu kelimeyi neden “deri” olarak çevirmekte inat etmektedirler? Hele BEŞER kelimesi 7439 ayetinden iki ayet sonraki 7431’de ve yedi ayet sonraki 7436’da geçmesine ve her ikisinde de “beşer, insan” olarak çevrilmesine ve 36’ıncı kez o anlama tanıklık etmesine rağmen “deri”de neden israr edilir? Üstelik, Kuran’da “deri” CiLD kelimesiyle ifade edilir. Vucudumuzu koruyan ve dokunma duyumuzu sağlayan bu organik ambalaj, CLD kokunden turemis fiil ve isim olarak Kuranda farklı forumlarıyla birlikte 13 kez geçer 456; 456;1680; 2220; 242; 242; 244; 244; 3923; 3923; 4120; 4121; 4122. Kisacasi, Kuran “deri” kelimesi ve deriyle semantik anlam birliğine sahip kelimeler ve fiiller icin sürekli CLD kökünün türevlerini kullanirken, beşer/insan için sürekli BeŞeR kelimesini kullanirken bunlarin hepsini gözardi ederek 7439 ayetindeki BEŞER kelimesini bir istisna olarak “deri” diye anlamak için mantıklı bir delil sunulması gerekir en azından. Ne var ki, içlerinde cehennem ateşinin yandığı dumanlı kafalar geçmişteki inkarcılarla aynı hastalığı paylaşmaktadırlar 275; 446; 513; 541. BEŞER isim olarak 37 yerde İNSAN için kullanılıyor bir yerde Beşereyn, yani “iki insan” olarak… 2187 ayetinde BaŞiRuhunne fiili olarak 1 yerde derilerin birbirine değdirilmesi cinsel ilişki için kullanılıyor… 37’ye karşı 1 LeWaHa kelimesinin tüm kökleri LEVHA anlamında kullanılıyor. 7429 ayetindeki fiil kipini tartışma için istisna edersek 5’e karşı 0 Deri için 13 yerde CiLD kelimesi kullanılır. 13’e karşı 0 Kısacası, 19 yerine cehennem ateşini ve dumanını görmek isteyenler 55 kullanılışa karşı 1 kullanılışı, hem de isim olarak değil fiil olarak geçen bir kullanılışı tercih etmişlerdir… Yani 55’e karşı 1/2! İnatla cehennemi görmek isteyenlere Allah işte böyle 55’e karşı yarım bahane sunuyor… Onlar da hemen üzerine atlıyor! “Insanlara apaçık bir göstergedir/tablolardir/ekranlardır” biçiminde anlaşılması gereken iki kelimeden oluşan 7429 ayetini “derileri kavurandir” biçiminde anlamak Kuran’in semantik bağlamı içinde en azından bir zorlamadır. Ne var ki, bu zorlamanin 74’uncu sure içinde biraz sonraki örneklerde göreceğimiz gibi defalarca tekrarlanması ise olağanüstü bir olaydır. Bu tavır 218; 37; 1128; 4144; 1772; 2573; 2781 ayetlerinde haber verilir. 7431 AYETİNİN SON BOLÜMÜNDEKİ HİYE ZAMİRİ CEHENNEM ATEŞİ İÇİN Mİ YOKSA 19 SAYISI İÇİN Mİ KULLANILIR? 7431 ayeti, 19’un cehennem meleklerinin sayısı olduğunu bildirdikten sonra 7430’da izole edilmis bir bicimde zikredilen bu sayıyı tekrar cehennemden ve meleklerden izole ederek onu bir sayı olarak ele alır ve görevlerini vurgular. 7431 ayeti ne cehennemi tanımlar, ne de melekleri. Bu ayet 19 sayısının fonksiyonlarını anlatır. Ne var ki kafayı cehennem ateşine takanlar, bu apaçık vurguyu ya kavrayamıyorlar veya bile bile inkar ediyorlar. Böylece, hiçbir delilleri olmadan genel gramer kurallarını ve evrensel dil mantığını çiğneyerek 7431 ayetinin son bölümündeki “hiye” dişi zamirini chennem ateşine göndermektedirler. Genel gramer kuralları ve evrensel dil mantığı, bir zamirin kendisinden önce geçen isimlerin arasından kendisine en yakın olanına gönderilmesini gerektirir. Tabi ki zamire en yakın ismi atlamak için mantiki veya empirik bir sebep yoksa. Orneğin, “Dün Ali’nin dükkanında Can’i gördüm. Cok düşünceliydi o.” Bu cümlede, genel gramer kurallari ve dil mantığı, düşünceli olarak görülen kişinin Ali değil Can olmasını gerektirir. Ancak, “Dün Delhi sokaklarinda bir filin sirtinda Can’i gördüm. Hortumunu sağa sola sallayarak haşmetle yüruyordu o.” Bu cümledeki o zamiri genel gramer kuralina göre en yakın kelime olan Can’a göndermemiz gerekirken bu kuralı çiğnemek için mantıkı veya empirik bir nedenimiz var. Hortumunu sallayan buyuk olasılıkla fil olduğu için. Ancak bu bir hikaye icindeyse ve o hikayede Can’in elinde bir hortumla dolaştiğı anlatılıyorsa bu cümledeki o kelimesi hem fil’e hem Can’a gider. Hikaye “o elindeki hortumu yanından geçtiği bir tabelaya vurunca…” diye devam ederse o zaman “o” zamirinin fil’e ait olmayacagini anlariz. “Annen sana bir çilek ve bir kitap vermisti. Onu yeyip bitirdin mi?” Bu cümlede “o” ile kastedilen şeyin kitap değil de çilek olduğu akıl sahipleri için malumdur. Ancak, sözkonusu cümle, “Annen sana bir çilek ve bir kitap vermişti. Onu bitirdin mi?” ise, o zaman burada bir anlam belirsizliği ortaya çıkar. Bu cümlenin yer aldiği semantik bağlam değerlendirilirse, bitirilip bitirilemediği merak edilen şeyin çilek mi yoksa kitap mi, veya her ikisinin mi olduğu anlaşılabilir. 7431 ayetindeki HİYE dişi o zamiri, hem genel gramer kurallari, hem ayetin bağlamindaki vurgu, hem de anlamin retorik üstünlüğü açısından, her yönüyle gramatik olarak dişi bir isim olan en yakındaki IDDATAHUM onların sayisi, yani 19 kelimesine gönderilmeli. Hiçbir mantıkı delilleri olmadan genel gramer kurallarını ve ayetteki vurguyu hiçe sayarak, zamirin en yakınında ayetin anakonusu olan IDDATAHUM onlarin sayisi kelimesini atlayarak ayetin ana konusu olmayan ATEŞE ulaşmaya çalışmak neyle açıklanabilir? Bu kişilerin, kendi iradeleriyle SAQAR cezasını hem bu dünyada ve hem ahirette hakkettiklerini ve bu dünyada inkar ettikleri 19’a ahiret hayatında cehannemin muhafiz meleklerinin sahsında mahkum olacaklarını daha sonra Kuran’in mucizevi ifadeleriyle göreceğiz. 7431’DEKİ ZIKRA CEHENNEMİN FELAKETLİ MESAJI MI YOKSA KURAN’IN MUCİZEVİ BİR MESAJI MI? 7131 ayetinin son bölümünü 19’u anlayamıyan veya bile bile inkar edenler söyle çevirirler “Bu cehennem insanlara bir uyaridir.” Böyle olunca, ZİKRA kelimesi “olumsuz bir mesaj” veya “korkunç bir ceza” anlamına bürünüyor. Halbuki ZİKRA dahil ZKR kökünden türeyen tüm kelimeler Kuran boyunca 267 kez, veya 7 kez gecen DKR kelimesi de dahil edilirse 274 kez geçmekte ve hiçbirisinde cehennem ateşini betimlemek için kullanılmamaktadır. ZIKRA kelimesi yalın olarak 21 yerde geçer. Lütfen inceleyiniz 668; 669; 6090; 72; 11114; 11120; 2184; 26209; 2951; 3843; 3846; 3921; 4054; 4413; 508; 5037; 5155; 7431; 804; 879; 8923. Zamirle bitişik ZIKRAHA veya ZIKRAUM olarak ise iki yerde geçer 4718; 7943. Bundan daha ilginci, ZKR kökünden türeyen ve ZiKRa ile hemen hemen aynı anlama sahip olan taZKiRa kelimesinin 7449’da geçmesidir “Öyleyse neden bu mesajdan/öğütten taZKiRa yüz çeviriyorlar” ayetindeki TAZKIRA kaçınılması gereken korkulacak bir şey değil, aksine dinlenmesi ve kucaklanması gereken güzel bir şeydir. Bir başka değişle, 7431 ayetinin sonundaki ZIKRA kelimesi cehennem ateşine referans olamaz, zira cehennem kaçınılması gereken kötü bir yerdir. Ne var ki, ZiKRa, teZKiRa, ZiKR gibi ZKR kökünden türeyen kelimeler, diriltici ve mutlu kilici ilahi mesaj için kullanılır. Kahredici cehennem ateşi için kullanılmaz! 7435’DEKI HA CEHENNEM ATEŞİNİ Mİ, YOKSA 19 SAYISINI MI REFERANS VERİYOR? AYNI AYETTEKİ “KUBRA” KELİMESİ “BÜYÜK BELA VE FELAKETLERİ” Mİ YOKSA “BÜYÜK AYET VE MUCİZELERİ” Mİ REFERANS VERİYOR? 7435 ayetini “Bu büyüklerden birisidir” diye çevirebiliriz. Bu ayetin bu suredeki bağlamını ve onu oluşturan kelimelerin Kuran’daki kullanılışını hesaba kattığımızda bu ayetin 19 sisteminin büyük mucizelerden biri olduğunu ifade ettiğini çıkarabiliriz. Ne var ki, 19 sistemine tanik olmayanlar bu ayeti “cehennem büyük belalardan biridir” biçiminde anlıyorlar veya öyle anlamak istiyorlar. 7435 ayetinin sure içindeki bağlamının ne olduğunu size birakıyorum. Burada, bu ayetteki KUBER kelimesine dikkatinizi çekmek isterim. “Büyükler” anlamına gelen bu kelime KBR kökünden türeyen bir çoğul isimdir. Kuran’da KBR kökünün türevleri hem olumlu hem de olumsuz kavramları, nesneleri ve olayları betimlemek için kullanılir. Örneğin, KUBRA büyük kelimesi, 2023; 4416; 5318; 7920 ayetlerinde Allah’in ayetlerini yani mucizelerini tanımlamak için kullanılır. Aynı kelime, 7934 ayetinde ise felaket ve 8712 ayetinde ise cehennem için kullanılır. Kısacası, içinde yer aldığı ayetler grubunun bağlamını hesaba katmasak bu ayetteki BÜYÜKLERDEN BİRİNİ hem ateş olarak anlayabiliriz hem de Allah’in büyük bir mucizesi olarak anlayabliriz. Dileyen ateşi görür, dileyen ayetleri ve mucizeleri! Ne var ki, bu ayetin bağlamı hesaba katıldığında ateşte israr etmenin olumsuz bir ruh halinin sonucu olduğu ortaya çıkar. 7436’DEKİ NEZIR KELİMESİ KAÇINILMASI GEREKEN CEHENNEM ATEŞİNE Mİ YOKSA İLAHİ DELİLLERE Mİ İŞARET EDER? NEZİR kelimesi NZR kökünden türeyen bir isim olup “uyarıcı” anlamına gelir. Kuran boyunca bu kelimenin çeşitli türevleri 130 kez geçer. NeZiR olarak 44 kez geçer 2119; 519; 519; 7184; 7188; 112; 1112; 1125; 1589; 17105; 251; 257; 2551; 2556; 26115; 2846; 2950; 323; 3345; 3428; 3434; 3444; 3446; 3523; 3524; 3524; 3537; 3542; 3542; 3870; 414; 4323; 469; 488; 5150; 5151; 5356; 678; 679; 6717; 6726; 712; 7436. Bu ayetlerin hiçbirinde NEZİR kelimesi cehennem veya ateş için kullanılmamıştır. Bu ayetlerde NEZİR olarak tanımlananlar Tanri’nin elçileri, kitaplari ve ayetleridir. Son olarak SAQAR kelimesi uzerinde kisaca durmak istiyorum. SAQAR cehennem CAHİM, CEHENNEM veya ates NAR demek değildir. SAQAR bir cezadir ve nitekim 7426-27 ayetleriyle anlamı sorgulanarak daha sonraki ayetlerde açıklanmaktadır. Bu ceza, dünyada Kuran’in matematiksel sisteminin kodu olan 19’dur; ahirette ise sembolik ateşin üzerindeki meleklerin sayısı olarak yine 19’dur. Yani, SAQAR, inkarcıların 19’a mahkum olması cezasından ibaret olup entellektüel bir cezadır. MESAJ çevirisinde 5448 ayetindeki SAQAR kelimesini dikkatsizlik sonucu “cehennem” olarak çevirmişim. Aslında 7426-37 ayetleriyle betimlenen bu kelimeyi hiç çevirmeden aynen SAQAR diye tutmam gerekirdi veya Kuran tarafından betimlendiği şekilde, “19 cezası” olarak çevirmeliydim. “Yüzükoyun ateşe sürüklenecekleri gün SAQAR’in 19 cezasının dokunuşunu tadın.’. ÖYLEYSE NEDEN, MÜSLÜMAN OLDUKLARINI İLERİ SÜREN BİRÇOK KİŞİ BU APAÇIK AYETLERİ ANLAMIYOR? NEDEN MUCİZE YERİNE CEHENNEM ATEŞİ VE DUMANI GÖRÜYORLAR? Bu sorunun cevabini Kuran birçok yerde veriyor “A. L. M. İnsanlar, sadece İnandık’ demeleriyle, hiç sınanmadan bırakılacaklarını mı sanıyor? Kendilerinden öncekileri sınadık. Elbette ALLAH doğrucuları ile yalancıları birbirinden ayıracaktır.” 291-4. “Durumları, ateş yakan kimselerin şu durumuna benzer Ateş çevrelerini aydınlatmaya başlayınca ALLAH onların ışığını giderir ve onları karanlıklar içinde görmez bir halde bırakır. Sağır, dilsiz ve kördürler; yönlerini değiştiremezler.” 217-18. “Yeryüzünde haksız yere büyüklenenleri mucizelerimden çevireceğim. Her türlü mucizeyi de görseler inanmazlar. Doğru yolu görseler onu yol edinmezler. Ama azgınlık yolunu görseler onu yol edinirler. Zira onlar ayetlerimizi yalanladılar ve aldırış etmediler.” 7146. “…. Halbuki cehennem kafirleri kuşatmış bulunuyor.” 2954 2948 ayetinden itibaren okuyun lütfen. “O ki sana bu kitabı indirdi. Onun bazı ayetleri kesin anlamlıdır muhkem, ki bunlar kitabın özüdür. Diğerleri de benzer anlamlıdır müteşabih. Kalplerinde hastalık bulunanlar, insanları şaşırtmak ve farklı anlam vermek için benzer anlamlı olanlarının ardına düşerler. Onların gerçek anlamını ise ALLAH’tan ve derin bilgiye sahip olanlardan başkası bilmez. Onlar, “Ona inandık, hepsi Rabbimiz katındandır,” derler. Akıl ve anlayış sahiplerinden başkası öğüt almaz.” 37. “Müminler Kendilerine Rab’lerinin ayetleri hatırlatıldığında, onlara karşı sağır ve kör davranmazlar.” 2573. “Allah dilemezse onlar öğüt almazlar. O, erdemli davranmanın kaynağıdır; bağışlanmanın kaynağıdır.” 7456. Elhamdulillah.

cennet mi cehennem mi testi